Yoga Ve Büyük Kediler - Ferhan Yüksel
24.02.2021Tabi ki, büyük kedilerin yogilerin gözünden kaçması mümkün değil. Bu müthiş çevik, ...
Son yıllarda Türkiye'de ve Dünya'da Kedilerin popülaritesi hızla arttı birçok yazar kedi hikayeleri, romanları yazıyor, bazı ressamlar sadece kedi resmi yapıyor, bazı tablolarda da kediler gözle görülür yer işgal ediyorlar.
Eski dışişleri bakanımızın kedisi röportajlara konu oluyor ve resepsiyonlarda yer alıyor, başka bir eski dışişleri bakanının kedisi de boy boy fotoğraflarla gazete sayfalarımızda görülüyor. Siyasilerin kedileri yeni yıl mesajları veriyor, biz de psikiyatrik literatürde kedi insan ilişkilerini araştırarak, 'Pet Terapi'yi gözden geçirdik ve literatür ışığında hastanemizde kedi hasta ilişkilerini değerlendiren bir ön araştırma yaptık. Toplumda kedi köpek gibi ev hayvanlarının insanlar için çok özel bir yeri var. Bu hayvanlar evde bir mal olarak düşünülmeyip ailenin özellikli bir üyesi olarak kabul ediliyorlar bu özellikleri onların non-verbal ifade yeteneklerinden doğmaktadır.
Hayvanlar insan hayatında çeşitli roller oynarlar önceleri sadece engelli bireylere yardım ve rehberlik için köpekler kullanılırdı. Daha sonra bakım evlerinde yaşlılar, mental retardeler, kronik psikotikler için pet programları, yalnız yaşayan yaşlılara pet tavsiye edilen programlar, petlerle ziyaret programları, yunuslar ve maymunların terapiye yardımcı olarak kullanılması pet terapiyi geliştirdi.
1953'de Psikiyatrist Boris Levinson köpeğiyle muayenehanesinde otururken randevusu olmayan bir genç hastası annesiyle gelir. İçine kapalı otistik ve mutistik olan bu genç hasta, köpeğe ilgi gösterir ve köpekle iletişim kurduğu doktorun dikkatini çeker Köpek, hasta ile terapist arasında katalizör rolü oynar ve bir tedavi ortamının kurulmasını sağlar. Daha sonra Dr. Levinson bu köpeği çocuk hastalarıyla terapötik yakınlaşmanın sağlanmasında yardımcı olarak kullandı. Dr. Levinson'ın çalışmalarını yayınlamasıyla pet terapi resmen başladı. 1970'lerde Sam ve Elizabeth O'Leary Corson, içe dönük adölesan hastalarla köpeklerin arkadaşlığını sağladı. Çalışmaya katılan elli hastadan kırk yedisinde düzelme ve iyileşme tespit ettiler. Samuel Corson bakım evindeki deprese yaşlılara, oyuncu bir terrier’in canlılık ve rahatlık getirdiğini, dış dünya ile ilişkilerin artırdığını, Psikiyatrist Michael Mc Culloch hastanede bulunan petin deprese hastaların moralini artırdığını ve espri anlayışlarını ortaya çıkardığını söyledi ve bu hastaların ilaç gereksinimleri azaldı. Boris Levinson ve Corsonlar pet terapide klasikleşmiş öncüler oldular.
Pet terapi, en çok emosyonel ve sosyal isolation, şizofreni ve fobilerin desensitizasyonunda kullanıldı. Bu tedavide en çok kullanılan hayvanlar köpekler olup daha sonra kediler, balıklar ve kuşlar gelmektedir. 1966’da "Co-therapist olarak köpek" isimli ilk makale yayınlandığında gülümsenerek karşılandı. Fakat şimdi pet terapi bazen şüpheyle karşılanıyorsa da hiçbir zaman gülünmüyor. Levinson'a göre, petler psikoterapinin başlangıç ve sonraki seanslarında terapist ve hasta arasındaki yakınlaşmayı teşvik ederek tedaviye katkıda bulunuyorlar.
Hayvanın takdim edilişi, konuşmayı başlatarak dikkati hayvan üzerine çekiyor ve anksiyeteyi azaltıyor, bu sayede başlangıçta bir ilişki kurulması terapinin gayelerine daha uygun oluyor. Bir kere hasta terapist uyumu oluşunca konuşmakta tereddütlü olan hastanın açılması başlar. Petlerin okşanmaya izin vermeleri de, dokunma duygusunun sağladığı güvenle, derin duyguların ifade edilmesini kolaylaştırır. Ziman 1988 yılındaki çalışmasında kedi sahiplerinin daha düşük depresyon, anksiyete ve uyku bozukluğu skorlarına sahip olduklarını tespit etti.
Son zamanlarda Suzanne Robb ve arkadaşları bazı objelerin sosyal davranışlara katalizör rollerinin etkilerini incelerken, köpeklerin dolu bir şişe şaraptan fazla konuşmayı canlandırdığını, gülmeyi ve gevşemeyi sağlayıp hostiliteyi azalttığını tespit ettiler.
Biz bir ön araştırma olarak SSK Erenköy Ruh Hastalıkları Hastanesi kadın servisinde bir kedinin yatan hastalar üzerindeki etkisini inceledik. SSK Erenköy Hastanesi, büyük bir bahçe içinde yerleşmiş, iki katlı birkaç binada kurulmuş olup, hastaların ağaçların altında rahatça gezinip güneşlenme imkanları vardır. Kliniğimizde çoğunlukla psikotik hastalar yatar ve kronik psikozlar çok görülür.
Nisan 1994 - Aralık 1994 ayları arasında kliniğe yatan DSM III R tanı kriterlerine göre depresyon, şizofreni ve iki uçlu duygulanım bozukluğu olan 62 kadın hasta bu çalışmaya alındı. Hastanemiz bahçesinde doğan, çalışanlar tarafından beslenip korunan, halen iki yaşındaki Refo isimli siyah bir kedi ile hastaların ilişkileri, hemşire, psikolog ve doktorlar tarafından gözlenerek tartışıldı ve değerlendirildi. REFO servis doktorunun odasında, bir iskemlede genellikle uyuyor, balkondan gidip geliyor, çok temiz ve sağlıklı bir kedi. Veteriner kontrolünde, muntazam aşıları yapılıyor. Tanımadığı, kendisine yaklaşmayan insanlara yaklaşma huyu yok. Ancak okşandığı zaman bunu sevgi ile kabul eden, negatif tepki göstermeyen daima sakin bir kedi. Çalışmaya alınan 62 hastanın 38 tanesi ilk defa hastanemize yatıyordu. Bunların 26 tanesi evvelce hiçbir psikiyatri hastanesine yatmamıştı. Altmış iki hastadan dört tanesi hariç hepsi kediye sevgi ve ilgi ile yaklaştılar. Hemşirelere ve doktorlara başlangıçta göstermedikleri güler yüzü ona gösterdiler. Her sabah muayene odasına girdiklerinde onunla ilgilendiler, orada bulunmuyorsa onu sordular.
Daima, Refo'nun beslenmesini üstlenen üç dört genç kız bulundu. Mutfaktan ona yemek getirdiler, gidip gelmesi için balkon kapısını açık tuttular, odaya uğramadığı günlerde bahçede uzun süre onu aradılar. Bu hastaların çoğu uğraşı odasına girmeye gönüllü olmayan, hatta TV seyretmekten zevk almayanlardı. Gözlemlerimizde ilk dikkatimizi çeken, hastaneye henüz yatan insanların doktor odasına ilk girdikleri zaman kedinin varlığını ilk fark ettiklerinde çok kısa bir şaşkınlık anı geçirip, sonra negativistik tutumlarını değiştirdikleri, Refo’ya sevgi ile baktıkları ve yumuşak dostça ifadeyle yaklaştıkları oldu. İradesi dışında hastaneye yatırılmış ve bunu reddeden, itiraz edip, bunu tartışıp hastaneden çıkmak amacıyla doktor odasına giren altı hasta, o sırada tesadüfen iskemlenin üzerinde uyumakta olan REFO’yu görünce onunla konuştular, "kediyi okşayabilir miyim?" dediler ve kedi üzerine ufak bir tartışmadan sonra, hemşire ile yattıkları odayı görmeye gittiler. Hastaların hiçbiri kedi ile iletişim kurmaya yöneltilmedi. Hepsi kendileri doğrudan kediye yaklaştılar; kediye ilgi gösterdiklerinde "sevdin mi kediyi" diye bir soru soruluyor. Bundan sonra da konuşma başlıyordu. Sadece dört hasta kediyle görünür bir iletişim kuramadılar. Bunların ikisi çok ağır depresyondaki orta yaşlı hanımlardı ki, biri birkaç ay sonra süisit girişiminde bulundu. İki tanesi de aşağı zekâ seviyesinde, kediden korktuklarını söyleyen şizofren genç kızdı. Zamanla Refo kliniğin bir çalışanı kabul edildi. O da korunma ve okşanma ihtiyacıyla toplumdaki yerini aldı. Her yaklaşana aynı ilgiyi ve anlayışı gösterdi.
Kadın hastalar Refo'yu serviste birçok hakları olan ve hakları tartışmasız kabul edilen bir çocuk gibi gördüler. Aileyle ve hastane çalışanlarıyla konuşmayan, maskeli bir yüzle odaya girip çıkan bir genç şizofren, ziyaret günü annesiyle odaya girdiğinde kediye yöneldi, yüzü aydınlandı ve "Refo bak anneanne gelmiş" dedi. Haftalardır kızının negativizmine ve mütizmine muhatap olan anne bu mesajı fark etmedi bile. Refo'nun odada bulunmasıyla soğuk hastane ortamı sıcak bir ev ortamına dönüşüyor ve hastaların korkusu azalıyordu. Bu şekilde tedavi ekibine güvenleri sağlanarak tedaviyi kabul etmekteki tereddütleri azalıyordu. Hastalar Refo ile ilişki kurarak diğer hastalarla ilişki kurmaya, pozitif duygularını göstermeye başladılar. Aynı şekilde çalışanlarla da daha olumlu yaklaşımlar sağlandı. Duyguları hayvanlara ifade etmek, insanlara açmaktan çok daha kolay ve kabul edilebilir oluyor. Kedi ve köpekler her zaman yakınlaşmaya açık duruyorlar, fiziki kontakt kurmayla hastalara daha yeni ümitler yaratıyorlar. İnsanlar petleri yakın akraba sayıp, birçok hakları olan çocuklar gibi davranıyorlar.
Petler sınırsız sevgi, duygu, dostluk kaynağı olup, yargılamazlar ve şartlar ileri sürmezler. Refo hastada insiyatif ve sorumluluk almayı geliştirip, klinikte farklı bir rol kazanmasını sağlayıp depresyon ve anksiyeteyi azaltıyor. Refo’ya karşı duygular basit, net ve ambivalanstan uzak olarak gözlendi. Hastaların, kullanmadıkları duygu, şefkat, yumuşaklık ve empati kapasitelerini dışarı çıkardı. Çalışma sırasında klinikte Refo’ya kötü davranan, onu küçümseyen hastaya rastlanmadı. Servis personeli hastaların Refo'ya ilgisini fark ediyorlardı. Ve önceleri buna şaşırdılar.
Evvelce bahsedilen dört hasta hariç 58 hastanın hepsi Refo ile ilgilendi. Bazılarının ilgisi ve yakınlığı daha kuvvetliydi. Bazıları onunla oynuyor. Bir kısmı da canları sıkıldığında Refo’yu kucaklarına alıp öylece oturup sakinleşmeyi bekliyorlardı. Refo'ya oyuncak yapanlar da oldu. İlginçtir ki; serviste yatan hastaların hiçbiri Refo'dan şikayetçi olmadı, ona gösterilen ilgiyi kıskanmadı. Yapılan görüşmelerde servis personeli, Refo'nun kliniğe sıcaklık espri, hoşgörü ve iyimserlik getirdiğini, gerginliği azalttığını, serviste ev atmosferi yarattığını söylüyorlar.
Tabi ki, büyük kedilerin yogilerin gözünden kaçması mümkün değil. Bu müthiş çevik, ...
Sakarya’da Akyazı Belediye Başkanı Bilal Soykan, sıcaktan bitap düşen ve anneleri olmayan ...
Kediler 60’dan fazla ses çıkarabilir ve bunların her biri farklı anlam taşır. Bu sesler ...
Anlaşılan kedilerimiz bizlerle iletişim kurmak için çabalıyor. Anatomik yapılarındaki bu ...
Kedilerde 'Rinit' olarak da bilinen tıkalı burun oldukça yaygın rastlanan bir ...
Sahibi Kate Felmet'in Esme ismini verdiği kedi, yaşadığı mahallede ne bulursa çalıyor! ...
6 haftalıktan itibaren her kediye, dış parazitlere karşı ilaç uygulanması gerekir. ...
Kedilerin kemirgen arkadaşları ile eski bir rekabeti olsa da, birçok Kedici hala merak ediyor: ...
Duygusallığı, cana yakınlığı, beyaz ipeksi kürkü, aslan yürüyüşü, kabarık kuyruğu, ...
Minik sevimli dostunuza isim seçmek tahmin ediyoruz ki hiç kolay olmamıştır. Prens, Duman, ...
Kedilerde birçok hastalığın ve sağlık probleminin en önemli belirtilerinden birisi ...
Türkiye’de nüfusun yüzde 19’u evini bir kedi ile paylaşıyor. Her geçen gün duyarlılık ...
İzmir'in Bornova ilçesindeki Şehit Hüseyin Dalgılıç Özel Eğitim Uygulama Okulu ...
Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından Adıyaman’da enkaz altındaki 3 kişinin ...
Bizler, kediciler, hayatlarımızı farklı türden bir canlıyla paylaşıyor, onlara vaktimizden ...
Kedileriniz çok sevse de bazı nesnelerle oynamasına asla izin vermemelisiniz. İpler, ...
Kocaeli’nde kedi ve kuşlar için kış hazırlığı şimdiden başladı.Sokak hayvanlarının ...
Kediler, vücutları ve ruhları kadar naif ve hassas bir sindirim sistemine sahiptirler. Sık sık ...
Ailemizin biricik yaramaz çocuğunun bizlere öğrettiği ne çok şey var aslında. Her biri ...
Trabzon Havalimanı'nda, Ankara'ya gitmek için uçağa binen Sude Selin Hindistan'ın, kargo ...
Kanada’da yaşayan Joey adlı kedi, elektrikli güvecin yandığını fark ederek Pazar sabahı ...
Rusya'da Andrey, Anastasia ile yaşayan Maine Coon cinsi kedi Vincent, fenomen oldu. Siyah bir ...
Kediler sıcağı seven canlılardır. Kışın onları evin en sıcak bölgelerinde, kalorifer ...
Brezilya’da yapılan bir araştırma, her 10 kediden 1'inin yalnız bırakıldığında sorunlu ...
Sokakta yaşayan canlıların hayatlarının ne kadar zor olduğunu biliyoruz. İklim koşulları, ...
Ayurveda; Tanrı’nın 5 elementi değişik oranlarda kombine ederek tüm evreni yarattığını ...
Manx kedileri kuyruksuz kediler olarak bilinir ayrıca avlanma becerileri oldukça yüksektir. ...
Almanya'da sürekli üzgünmüş gibi görünen bir yüz yapısına sahip Madame Eyebrows adlı ...
Kedi sahibi olmaya lise yıllarımda heveslendim. Yavru, sarı bir erkek kedi istiyordum. ...
Evet, özgürlükten yanayız ve kedimizin dışarı çıkmasına izin vereceğiz. Ama bu durum ...
Bizi neşelendiren, keyiflendiren ancak zaman zaman da hemen barışmamızla sonuçlanan kavgalar ...
Japonya'da üretilen giyilebilir fan, kedi ve köpeklerin tüylerine hava üfleyerek sıcak yaz ...
Hem evimizdeki minik dostumuz, hem sokaktaki dostlarımız için yaz aylarının gelmesi, ...