Türkiye’nin Kedileri: Bir Şehir Kültürü ve Bilimin Dikkatini Çeken Bir İlişki

Türkiye’nin Kedileri: Bir Şehir Kültürü ve Bilimin Dikkatini Çeken Bir İlişki

Bazen bir toplumun günlük hayatında çok sıradan görünen bir davranış, dışarıdan bakıldığında bilim insanlarının dikkatini çekecek kadar ilginç olabilir. 

Türkiye’de insanlar ile kediler arasındaki ilişki tam olarak böyle bir olgudur. İstanbul sokaklarında, Ankara’nın mahallelerinde ya da İzmir’in sahil kasabalarında kedilerin insanların gündelik yaşamının bir parçası haline gelmiş olması son yıllarda antropologların, sosyologların ve hatta biyologların dikkatini çekmektedir.

Son dönemde sosyal medyada dolaşıma giren bazı paylaşımlar bu ilgiyi bir antropoloğun Türkiye ziyareti üzerinden anlatmaya çalıştı. Ancak bu anlatı çoğu zaman abartılı veya eksik bilgilerle sunuldu. Gerçek olan şu ki Türkiye’deki kedi-insan ilişkisi gerçekten bilimsel çalışmaların konusu olmuştur; fakat bu konu tek bir gözleme değil, farklı disiplinlerde yapılan birçok araştırmaya dayanmaktadır.

İstanbul’daki sokak hayvanları üzerine çalışan antropolog Kimberly Hart, şehirdeki kedileri ve köpekleri yalnızca “sahipsiz hayvanlar” olarak değil, kentin kültürel yapısının bir parçası olarak ele alır. Hart’ın 2019 yılında yayımlanan çalışması, İstanbul’daki sokak hayvanlarının “kentsel kültürel mirasın yaşayan bir unsuru” olarak değerlendirilebileceğini öne sürer. Ona göre insanlar ile hayvanlar arasındaki bu gündelik ilişki, Osmanlı döneminden bugüne uzanan bir şehir kültürünün devamıdır.

Benzer şekilde sosyolog ve antropolog Tuğba Tanyeri Erdemir de Türkiye’deki insan-hayvan ilişkilerini inceleyen çalışmalarında, şehir hayatında hayvanların yalnızca pasif varlıklar olmadığını, insanlar ile birlikte “çok türlü bir yaşam alanı” oluşturduklarını vurgular. Bu yaklaşım günümüzde antropolojide “multispecies ethnography” olarak adlandırılan ve insan dışı canlıları da toplumsal yaşamın aktörleri olarak kabul eden yeni bir araştırma alanının parçasıdır.

Bu ilgi yalnızca antropoloji ile sınırlı değildir. Kedilerin evrimsel geçmişi ve insanlarla kurduğu ilişkinin kökeni de uzun yıllardır biyologların araştırma konusu olmuştur. 

Evcil kedinin atası olarak kabul edilen Felis lybica, yaklaşık on bin yıl önce Yakın Doğu’da başlayan tarım toplumlarıyla birlikte insan yerleşimlerinin çevresinde yaşamaya başlamıştır.

Bu konuda en önemli çalışmalardan biri genetikçi Carlos Driscoll ve arkadaşlarının 2007 yılında Science dergisinde yayımlanan araştırmasıdır. Bu çalışma, modern ev kedilerinin kökeninin Afrika yaban kedisine dayandığını ve kedilerin insan toplumlarına köpeklerden farklı bir biçimde, daha çok karşılıklı fayda ilişkisiyle dahil olduğunu göstermiştir.

Daha yakın tarihli genom araştırmaları da benzer sonuçlara işaret etmektedir. Paleogenetik alanında çalışan Claudio Ottoni ve ekibinin 2017 yılında Nature Ecology & Evolution dergisinde yayımladığı çalışma, evcil kedilerin dünya geneline iki büyük yayılma dalgası ile dağıldığını ortaya koymuştur.

İlk yayılma Neolitik dönemde tarım toplumlarıyla birlikte gerçekleşmiş, ikinci büyük yayılma ise Akdeniz ticaret yolları sayesinde özellikle Roma ve Orta Çağ dönemlerinde hız kazanmıştır.

Bu bilimsel çalışmalar bize önemli bir şeyi gösteriyor: Kediler insan tarafından tamamen “evcilleştirilmiş” hayvanlar değildir. Köpeklerde olduğu gibi yoğun seçilim baskısıyla şekillenmemişlerdir. İnsan yerleşimlerine yaklaşmış, kemirgenleri avlayarak insanlara fayda sağlamış ve zaman içinde insanlarla birlikte yaşamayı öğrenmişlerdir.

Yani kedinin evcilleşmesi büyük ölçüde karşılıklı bir uyum sürecidir.

Türkiye’deki kedi kültürü de tam olarak bu ilişki biçimiyle örtüşür. Kediler burada tamamen sahiplenilmiş hayvanlar değildir; aynı zamanda tamamen yabani de değillerdir. İnsanlarla birlikte yaşayan ama kendi bağımsızlığını koruyan canlılardır.

Antropologların Türkiye’de en çok dikkatini çeken noktalardan biri de bu denge durumudur. İnsanlar kedileri besler, tedavi eder, onlara barınak sağlar; fakat aynı zamanda onların özgürce dolaşmasına da izin verir. Bu nedenle İstanbul, Ankara ve İzmir gibi şehirlerde kediler yalnızca sokak hayvanları değil, şehir yaşamının doğal sakinleri olarak görülür.

Belki de Türkiye’nin kedi hikayesini ilginç kılan şey tam olarak budur. Bu topraklarda insanlar kedileri evlerine kapatmadan, onlarla birlikte yaşamayı öğrenmiştir. Kediler ise insanın hayatına dahil olurken doğalarını tamamen kaybetmemiştir.

Bilim insanlarının dikkatini çeken de tam olarak bu ilişki biçimidir: Sahiplikten çok birlikte yaşamaya dayanan bir ilişki.

Ve belki de bu yüzden Türkiye, bugün dünyanın en dikkat çekici kedi kültürlerinden birine sahip ülkelerden biri olarak görülmektedir.

Dr. Tarkan ÖZÇETİN









30/06/2026

Keditörün Önerisi

Kedilere Layık Unvanlar

02.10.2021

Kediler cins ve karakter özellikleri bakımından birbirlerinden farklı canlılardır. Her ...

Kedilerin Beslenme Düzeni

24.11.2021


Kediler için beslenme sağlıklı bir hayat geçirmeleri için önemli bir husustur. Bir kap ...

Kediler Alemi

Birman Kedisi

12.05.2023

Tüm dünyada özellikle Avrupa ülkelerinde herkes tarafından bilinen Birman Kedisi, ilk ...

Uzay Gözlü Kedi Pico

13.02.2022

Norveç Ormanı kedisi Pico, trafik kazası geçirdikten sonra çaresiz ve yalnızdı, ancak ...

KEDİ KORONA VİRÜSÜ FIP

17.07.2023

KEDİ KORONA VİRÜSÜ FIPGüney Kıbrıs’ta FIP (Feline infektiyöz peritonit) hastalığının ...