YÖK, Veteriner Fakültelerini Kontenjan Çöplüğüne Çeviremez

YÖK, Veteriner Fakültelerini Kontenjan Çöplüğüne Çeviremez

Önümüzdeki hafta YKS sonuçları açıklanacak. ÖSYM takvimine göre adaylar 22 Temmuz’da puanlarını öğrenecek. Ardından binlerce genç, yalnızca okuyacağı okulu değil, hayatı boyunca taşıyacağı mesleği seçmeye başlayacak.

Tıp, diş hekimliği, eczacılık, mühendislik, veteriner hekimlik…

Her biri uzun eğitim, ağır sorumluluk, disiplin ve ciddi bir akademik altyapı gerektiren meslekler.

Tam da bu günlerde, yıllardır içime sinmeyen, düşündükçe öfkelendiğim ve artık susmanın mesleğime ihanet olacağını düşündüğüm bir gerçeği açıkça konuşmak istiyorum:

Türkiye’de veteriner fakültelerine girebilmek için hiçbir başarı sıralaması şartı bulunmuyor.

Yanlış okumadınız.

Tıp fakültesine girişte başarı sıralaması var.

Diş hekimliğinde var.

Eczacılıkta var.

Mühendislikte var.

Gıda mühendisliğinde var.

Ama veteriner hekimlikte yok.

Geçtiğimiz yıl özel bir kontenjana **807 bininci sıradaki** bir aday veteriner fakültesine yerleşti. Yaklaşık 230 puanla, akademik seçiciliğin neredeyse tamamen ortadan kalktığı bir seviyeden, beş yıllık ağır bir sağlık eğitiminin kapısı açıldı.

Bunu yazarken hedefimde o öğrenci yok.

Öğrenciye sunulan bir hak varsa, elbette kullanır. Onu suçlamak kolaycılık olur.

Asıl sorumlular, 807 bininci sıradaki bir adayı veteriner hekimlik eğitimi almaya yeterli gören sistemi kuranlardır.

Bu bir görüş meselesi değildir.

Bu bir kişisel saldırı değildir.

Bu, rakamlarla önümüzde duran ağır bir eğitim ve meslek skandalıdır.

Ben bu mesleğe ömrümün büyük bölümünü verdim. Otuz yılı aşkın süredir klinikteyim. Sayısız kedinin yaşamına dokundum, ameliyat yaptım, yoğun bakım yönettim, zor kararlar verdim, acı haberler verdim, hayat kurtarmanın sevincini yaşadım.

Veteriner hekimliğin ne kadar ağır bir sorumluluk olduğunu kitaplardan değil, hayatın içinden biliyorum.

Veteriner hekimlik alelade bir üniversite bölümü değildir.

Veteriner hekim tanı koyar.

Ameliyat yapar.

Anestezi uygular.

Yoğun bakım yönetir.

İlaç kullanır.

Salgın hastalıklarla mücadele eder.

Zoonozları kontrol eder.

Gıda güvenliğinin en kritik halkalarından birinde görev alır.

Doğrudan halk sağlığını korur.

Bir veteriner hekimin yaptığı hata, sınav kâğıdındaki yanlış cevap gibi silinip düzeltilemez.

Yanlış bir doz bir canı alabilir.

Yanlış bir tanı bir hastalığı ilerletebilir.

Yanlış bir salgın yönetimi binlerce hayvanı etkileyebilir.

Yanlış bir gıda güvenliği kararı toplum sağlığını tehdit edebilir.

Böylesine ağır bir sorumluluk taşıyan mesleğe girişte hiçbir akademik alt sınırın bulunmamasını aklım almıyor.

Daha acı olanı ise şu:

Ziraat Fakültesi bünyesindeki **Gıda Mühendisliği** programları dahi 300 bin başarı sıralaması şartına tabi tutuluyor.

Devlet, gıda mühendisliğini belli bir akademik yeterlilik sınırıyla koruyor.

Peki o gıdanın kaynağındaki hayvanın sağlığını yöneten veteriner hekimlik neden korunmuyor?

Hayvan hastalıklarını önleyen kim?

Zoonozlarla mücadele eden kim?

İlaç kalıntılarını, salgınları, üretim sağlığını ve hayvansal gıda güvenliğini yöneten kim?

Veteriner hekim.

O hâlde açıkça soruyorum:

Gıda mühendisliğine 300 bin başarı sıralaması sınırı koyan devlet, veteriner hekimliğin 807 bininci sıraya kadar düşürülmesine nasıl izin verebilir?

Bunun bilimsel bir açıklaması yoktur.

Bunun eğitim politikasıyla açıklanabilir bir tarafı yoktur.

Bunun vicdani bir savunması hiç yoktur.

Veteriner hekimlik, ziraat ve gıda alanlarından daha önemsiz değildir. Tam tersine, bu alanların güvenli biçimde işlemesinin temel taşlarından biridir.

Hayvan sağlığı olmadan güvenli hayvansal üretim olmaz.

Güvenli hayvansal üretim olmadan gıda güvenliği olmaz.

Zoonozlarla etkin mücadele edilmeden halk sağlığı korunamaz.

Buna rağmen veteriner hekimliği başarı sıralaması şartının dışında bırakmak, bu mesleği yalnızca sıradanlaştırmak değildir.

Bu, veteriner hekimliği açıkça değersizleştirmektir.

Daha da ağır olan başka bir gerçek var:

Bu ülkede onlarca veteriner hekim odası var. Dernekler var. Fakülteler var. Dekanlıklar var. Merkezi meslek örgütleri var.

Peki bu meslek nasıl oldu da 807 bininci sıraya kadar geriledi?

Nasıl oldu da böylesine ağır bir tablo karşısında bütün meslek örgütleri aynı anda ayağa kalkmadı?

Nasıl oldu da bu konu ülkenin gündemine taşınmadı?

Bir internet sitesine açıklama koymakla meslek savunulmaz.

Bir çalıştay raporunun arasına iki cümle yazmakla sorumluluk yerine getirilmez.

Yılda bir kez “kontenjanlar azaltılsın” demek mücadele değildir.

Mücadele, sonuç alıncaya kadar sürdürülür.

YÖK’ün kapısına gidilir.

Kamuoyu oluşturulur.

Meclise taşınır.

Akademisyenler, odalar, dernekler ve veteriner hekimler aynı talebin arkasında durur.

Çünkü bir mesleğin temsilcileri, o meslek değersizleştirilirken sessiz kalamaz.

Bugün yalnızca YÖK’e değil, mesleğimizi temsil eden bütün kurumlara soruyorum:

**Veteriner hekimlik 807 bininci sıraya kadar gerilerken siz neredeydiniz?**

Tıp için başarı sıralaması belirleyen devlet, veteriner hekimliği neden korumuyor?

Diş hekimliği için sınır koyan devlet, veteriner hekimlik için neden aynı hassasiyeti göstermiyor?

Eczacılığı, mühendisliği ve gıda mühendisliğini akademik yeterlilikle koruyan sistem, veteriner hekimliği neden kontenjan doldurma alanı olarak görüyor?

Veteriner fakülteleri boşta kalan öğrencilerin yazacağı bölümler değildir.

Veteriner hekimlik, “bir yere yerleşeyim de neresi olursa olsun” mantığıyla tercih edilecek bir meslek değildir.

Veteriner fakülteleri, üniversitelerin öğrenci sayısını artırmak için kullanacağı kontenjan depoları değildir.

Hele hele YÖK’ün kontenjan çöplüğü hiç değildir.

Bu meslek canlı yaşamını, toplum sağlığını ve gıda güvenliğini omuzlarında taşıyan bir sağlık mesleğidir.

Artık nazik cümleler kurmanın, rica etmenin, temennide bulunmanın zamanı geçmiştir.

Açık ve net söylüyorum:

Veteriner fakültelerine başarı sıralaması şartı derhâl getirilmelidir.

Özel kontenjanlar dâhil bütün giriş yolları aynı akademik yeterlilik ölçütlerine bağlanmalıdır.

Kontenjanlar ülkenin gerçek ihtiyacına göre azaltılmalıdır.

Yeni veteriner fakültesi açılması durdurulmalıdır.

Mevcut fakültelerin akademik kadrosu, hastanesi, laboratuvarı ve eğitim altyapısı ciddi biçimde denetlenmelidir.

Çünkü veteriner hekim diploması yalnızca bir üniversite diploması değildir.

O diploma, canlıların yaşamı hakkında karar verme yetkisidir.

O diploma, cerrahi yapma yetkisidir.

O diploma, ilaç kullanma yetkisidir.

O diploma, halk sağlığı sorumluluğudur.

Bu kadar ağır bir yetki, akademik yeterliliğin neredeyse hiç aranmadığı bir sistemle dağıtılamaz.

807 bininci sıradan veteriner fakültesine öğrenci alınmasına izin veren bir sistem, yalnızca veteriner hekimliği değil; bilimi, eğitimi, hayvan sağlığını ve toplum sağlığını da ciddiye almıyor demektir.

Ben bu mesleğe gönül verdim.

Ömrümü verdim.

Ve bu mesleğin daha fazla aşağılanmasına, değersizleştirilmesine ve sahipsiz bırakılmasına sessiz kalmayacağım.

Dr. Tarkan Özçetin

Veteriner Hekim

17/07/2026

Keditörün Önerisi

Sokaktayız - Galip E. Uzun

23.08.2021

Göz göze gelmek bile denemeyecek, olsa olsa göz değmesi, göz çarpması sözlerinin daha uygun ...

Kedilerde Aşının Önemi

30.05.2022

Kedinizin sağlıklı, iyi bir hayat sürebilmesi için onlara neyin iyi geldiğini bilmeli ve ona ...

Kediler Alemi

Kediler ve Müzik

26.02.2021

İnsanların hemen hepsi gün içerisinde az ya da çok müzik dinlemektedir. Peki hiç ...

Kedi - Maurice Carame

12.10.2020

Kedi gözlerini açtı, Güneş girdi içeri. kedi gözlerini kapadı, Güneş içerde ...

British Shorthair

19.04.2022

İngiliz Kısa Tüylü kedisi, 2001 yılında Kedi Yetiştiricileri Birliği Yönetimi tarafından ...

Kedilerde Deri Kepeklenmesi

20.01.2023

Kedilerin özellikle tarama esnasında ortaya çıkan beyaz beyaz kepekleri, onların normalinden ...

Pire - Esra Bandırma

16.02.2021

İnsan popülasyonunun gün geçtikçe artıyor oluşu, dünyamızı daha kalabalık hale ...