Sertab Erener'den Erdoğan'a çağrı: Bize 4 yıl verin...
05.08.2024Sertab Erener, Meslis'te kabul edilen ve "katliam yasası" olarak da anılan yasa değişikliğine ...
2009 yılı, Nisan ayıydı. Nasıl üzgünüm, nasıl kederliyim sadece kedisi olanlar bilir. Prenses isimli kedi kızımı, 18 yaşında toprağa vereli bir hafta ancak olmuş. Sepetini, kum kabını, küreğini hep atmışım. Bakmaya dayanamıyorum. Bir daha aynı üzüntüyü yaşamamak için artık “kedisiz” bir hayat düşünüyorum. Zaten genç de değilim. Bir kediye yine 18 yıl, 20 yıl bakacak ömrüm de olmayabilir.
Böyle düşünürken, ayağa kalkıp pencereden bir bakayım dedim. Baktım tam apartmanın önünde, sokakta, bir oğlan çocuk, elinde bir sopa bir şeyle oynuyor. Canlı mı? Cansız mı? Kuş mu? Bir oyuncak mı? Ne? Kedi desem çok ufak. Gözler de iyi görmüyor en iyisi aşağı inip bakayım dedim. Ayakkabımı giydim, anahtarlarımı aldım. Çocuğun yanına geldim ki, minicik bir kedi yavrusu. Bir tekir. Daha bebek!
“Nerede buldun bunu? Senin mi?”
“ Yoo... Şu bahçede buldum.”
Gösterdiği yer karşımdaki apartmanın kocaman bahçesi. Belki bir yerlerde annesi vardır diye dolaştım ortalığı. Öyle minik ki, tek elle tutuyorum. Hiç ses çıkartmıyor. “Miyav” bile demiyor. Gördüğüm çocuklara, hanım komşulara soruyorum.
“Komşum, bu yavrunun annesi var mı? Biliyor musunuz? Var mı emziren bir kedi?”
Kimse bilmiyor. Bir süre elimde minnakla dolaştım. Tekrar eve dönüyordum ki, tam o sırada, okul dağılmış, küçük bir kız, üzerinde okul önlüğü, alçak duvara dayanmış, az önce oğlan çocuğunun bahçede buldum dediği bahçeye bakıyor. Böyle bir şeyini kaybetmiş gibi.
“Ne arıyorsun bahçede?”
“A! Bu benim kedim! Bunu arıyordum.”
“Senin kedin mi? Senin kedinse ne işi var sokaklarda?”
“Ben okula giderken bu bahçeye bırakmıştım.”
Okula giderken minicik yavruyu o bahçeye niye bırakmış hiç bilmiyorum. Sonra o minicik şey o bahçede, saatlerce kız okuldan dönene kadar nasıl sağ kalabilmiş mucize. Çünkü dağ başı bir yerde oturuyoruz sürüyle sık sık köpekler geliyor, kedileri öldürüyorlar. Kızla biraz konuştum. Şu anda bir kısmı TOKİ’ye dönüştürülen, eskiden dere yatağı olan iki yanı dik vadide oturuyormuş.
“Madem senin kedin. Bir daha sokağa, bahçeye bırakma.”
kız aldı kedisini gitti. Ancak benim içim rahat etmedi. Alt katımdaki komşumun kızını aradım.
“Ya, bu kızın adını bilmiyorum ama bir gidip görsem acaba gerçekten kediye bakıyor mu? Gelir misin benle? Buluruz belki...”
O da gelirim dedi. Toprak yoldan aşağı indik, sonra dere yatağı denen toprak yolu geçtik. Gecekondularla ve kavak ağaçlarıyla dolu yokuşa tırmandık.
Soruyoruz;
“Küçük bir kız, siyah saçlı, kedisi var. Okula gidiyor. Şu boyda...”
Sarı çizmeli Mehmet Ağa!
Ama işte ismini bilmediğimiz halde kızı bulduk. Bir de ne göreyim kızın elinde minnak yavru. Yıkamış. Aksırıyor, tıksırıyor.
“Sen bunu oyuncak bebek yerine koymuşsun! El kadar şeyi ne yıkadın? Bak üşütmüş!”
Büyüyünce masraflı olur, mamasıydı, aşısıydı, sen yapamazsın, sen bunu bana ver filan deyince kız tamam dedi. Aldım o alış. Ama Hani artık kedi bakmayacağım ya! Prenses’imi sağlığında yıllardır götürdüğüm Kedi Hastanesi’ne götüreyim. Orada yuva bulur dedim. O gün hava da hiç unutmuyorum bir rüzgârlı, kazağım üstünde montum var, montumun içine soktum. Üstünü örttüm. Nasılsa çok minik, kedi sepeti, kutu bile gerekmedi. Hiç ses çıkartmıyor, hiç kıpırdamıyor. Ta Aktepe’den, önce Kızılay, sonra Aşağı Ayrancı’ya tek “Miyav” demeden, kıpraşmadan, kımıldamadan gittik. Bir yavru bu kadar mı uslu olur? Hiç mi ses çıkartmaz? Ancak, çok ufak olduğundan, orası da sonuçta hastane ve sürekli hasta kediler geldiğinden, hasta kedilerden bir hastalık kapmasın deyince doktorumuz, hak verdim. Öyle ya, zavallı bir de benim yüzümden hastalanabilirdi. Kedi biberonu, kedi süt tozu ile tekrar eve geldik. Yine hiç sesi çıkartmadan. “Miyav” demeden. Bu arada bir minik oğlan olduğunu öğrendim.
Eve getirdim kucağımda. Yine Hiç “Miyav” yok. Kıpırdamıyor bile. Evimiz iyi güneş alıyor. Doğru güneşin önüne halının üzerine koydum. Sıcacık oldu. Ertesi gün aksırık, tıksırık kesildi. Biberonu çok sevdi, ılık süt, ılık su karışımıyla bol bol süt içti. Evi öğrendi, oraya buraya zıplıyor, koşuyor, oynuyor.
Bir ay geçti, hadi dedim seni yuvalandıracağız. Yine Kedi Hastanesi’ne. Bunu bir camlı kafese koydular. Şaşkınım nasıl da şaşkın. Bir ay evdeydik. Şimdi burası neresi? Diyor. Hiç sesi çıkmıyor. Hiç miyavlamıyor. Onu bırakıp gideceğim. Ama kendimi doğurduğu bebeğini karakola terk eden vicdansız anneler gibi hissediyorum. Başladım mı ağlamaya! Sessiz sessiz ama gözler çeşme! Ve yapamadım. O zaman iki sekreter kız vardı.
“Kızlar ben yapamayacağım, bırakamayacağım.”
Ve böylece tekrar evimize gittik. İsim koymamıştım “Bebecik” diyordum. Sonra birkaç isim değişikliğiyle "Bücürük" koydum ismini. On yıl oldu. İyi ki, o gün onu orada bırakamamışım. Bu arada o küçük kızın ismi Ebru. Hiç unutmuyorum. Birkaç kez okula giderken, okuldan dönerken rastlaştık. “Kedi nasıl?” diye sordular ve gözüm gibi baktığımı, kocaman olduğunu öğrenerek sevindiler.
Sertab Erener, Meslis'te kabul edilen ve "katliam yasası" olarak da anılan yasa değişikliğine ...
Türkiye'deki hayvanların daha sağlıklı bir hayat yaşayabilmesi için Hayvanları Koruma ...
ABD’deki Washington Devlet Üniversitesi’nden uzmanların gerçekleştirdiği araştırma, kedi ...
AKP milletvekillerin imzasını taşıyan, hayvanların toplatılmasını ve başta “saldırgan, ...
Ağrı'nın Diyadin ilçesine bağlı Hacıhalit köyünde, öğrencilerin sahip çıktığı ve ...
Kediler, canlılar arasında temiz ve titizlikleriyle bilinirler. Kedilerin temiz ve titiz ...
Küçük bukalemunlar, dillerini çok uzun mesafelere uzatabilirler. Şaşırtıcı ...
Alerjisi olan kedicilere müjde! İsviçreli araştırmacılar, kedi alerjisi aşısı ...
Yavruyken edindiğiniz kedinizin kısırlaştırılması gerektiğini biliyor ama bunu ne zaman ...
Kediler oyuncu canlılardır. Onlar oyun oynamaktan, kediciler onları izlemekten büyük keyif ...
Fransa kökenli bir kedi türü olan Chartreux, Manastır Kedisi, Gülen Kedi, Fransız Mavi Kedisi ...
Almanya'nın Rhein-Neckar bölgesinde Walldorf kentinin güneyinde kedilere sokağa çıkma ...
Kediciler ve köpekçiler vardır ya... Birini seven ötekini sevmez falan... Ben de bunu ...
Scottish Fold ırkı kediler, kıvrık kulakları ve uysal görünümleriyle insanların kalbini ...
Ordu'nun Ünye ilçesinde lise öğrencileri, odun külü sirkesinin kedi kumundaki antimikrobiyal ...
Çoğu ev kedisi yaşamının neredeyse tamamını evde geçiriyor. Bu alanı onlar için konforlu ...
Gezgin Fotoğraf Sanatçısı Arif Aşçı, İstanbul’un Sokak Kedileri kitabında ki siyah beyaz ...
Güngören'de, sokakta çay içen esnaf, binanın 3'üncü kat penceresinden düşen kediyi havada ...
Bangkok’un neon ışıklarından Phi Phi’nin kumsallarına uzanan bir yolculukta, Tayland’ın ...
Annem beni kardeşlerimle birlikte kışın çok zor şartlarda bir arabanın altında doğurmuş. ...
Kediler için beslenme sağlıklı bir hayat geçirmeleri için önemli bir husustur. Bir kap su, ...
İngiltere'nin güneyindeki Eastbourne bölgesinde bir yardım kuruluşu, sokak hayvanları ...
Kediciler her daim kedilerinin sağlıklı, mutlu ve uzun ömürlü olmalarını isterler. Onlar, ...
Samsun'da hayvanseverler sokaklarından geçen sürücülerin kedilere dikkat etmesi ve yavaş ...
Sokak köpeklerini katletmeyi öngören 17 maddelik 'Hayvanları Koruma Kanunu’nda Değişiklik ...
ABD’de profesyonel dağcı olan adam mahsur kalan kedileri de gönüllü olarak kurtarıyor. ...
Kediler sevimli oldukları kadar bıyıkları sayesinde karizmatik halleriyle de dikkat ...
Ukrayna'da canlı yayına bağlanan Ukrayna İçişleri Bakan Yardımcısı Anton Geraşçenko'nun ...
OHHAD Yönetim Kurulu, Türk Veteriner Hekimler Derneği Başkanlığına seçilen Gülay ...
Dostlarımızla kurduğumuz iletişim becerisi, zamanla kazanılan bir yetenektir. Özellikle ...
Türk pop müziğinin Süperstar'ı olarak kabul edilen Ajda Pekkan önceki akşam Harbiye ...
Eski Mısır’dan bu yana sanatçılara hep ilham kaynağı olan kediler, edebiyatta da bir ...
Kaktüs Kahve, İstanbul Cihangir’in kedili mekânı. Biz kediciler içinse tam bir cennet. ...