Biz Bin Yıl Önce de Kediciydik

Biz Bin Yıl Önce de Kediciydik

Aksaray'daki Kedi Mumyasının Anlattıkları

Otuz yılı aşkın süredir kedilerle yaşıyor, çalışıyor ve onları anlamaya çalışıyorum. Bu süre içinde bana en çok sorulan sorulardan biri hep aynı oldu: "Türk insanı neden kedilere bu kadar düşkün?" Ben ise yıllardır aynı cevabı veriyorum. Çünkü bu sevgi yeni değil. Kedi sevgisi bu toprakların hafızasında var.

Geçtiğimiz günlerde sosyal medyada yeniden karşıma çıkan bir haber, yıllardır hissettiğim bu düşünceyi adeta somutlaştırdı. Aksaray'da bulunan yaklaşık bin yıllık bir kedi mumyası... İlk bakışta sıradan bir arkeoloji haberi gibi görülebilir. Oysa ben bu küçük kedinin, bin yıllık bir kültürün sessiz tanığı olduğuna inanıyorum.

Yaklaşık 10., 11. ve 12. yüzyıllara tarihlenen mumyalar arasında yalnızca insanlar değil, bir kedi de bulunuyor. Müze uzmanları, bu kedinin sahibi tarafından büyük bir sevgiyle mumyalanmış olabileceğini düşünüyor. Bunun kesin olarak kanıtlanması mümkün olmasa da, böyle bir ihtimal bile çok şey anlatıyor. Çünkü insanlar, değer vermedikleri hiçbir canlıyı ölümünden sonra özenle korumaya çalışmaz.

Bugün dünyanın dört bir yanından insanlar İstanbul'a geliyor ve "sokağın kedilerine" hayran kalıyor. Kimileri bunun son yıllarda oluşmuş bir kültür olduğunu sanıyor. Oysa bence yanılıyorlar. Bu topraklarda kedilere duyulan sevgi çok daha eski. Selçuklu'da da vardı, Osmanlı'da da vardı ve şimdi görüyoruz ki belki de bin yıl öncesinde de aynı sevgi vardı.

Belki de Aksaray'daki o küçük kedi mumyası, Anadolu'da kedi sevgisinin yazılı olmayan en eski anıtlarından biridir. Taşa kazınmış bir kitabe değil... Bir ferman da değil... Ama bin yıl öncesinden günümüze ulaşan sessiz bir tanık. Bazen tek bir arkeolojik buluntu, ciltler dolusu tarih kitabının anlatamadığını anlatabilir.

Biz çoğu zaman fark etmiyoruz. Evet her gün hayatın içinde gördüğümüz kediler bize sıradan geliyor. Oysa yabancılar Türkiye'yi anlatırken kedilerden söz ediyor. Belgeseller çekiliyor, fotoğraf sergileri açılıyor, turistler sokağın kedilerini görmek için binlerce kilometre yol kat ediyor. Belki de elimizdeki en değerli kültürel miraslardan birinin farkında bile değiliz.

Otuz yılı aşkın veteriner hekimlik hayatım bana şunu öğretti: Bir toplumun hayvanlara nasıl davrandığı, aslında o toplumun vicdanını da anlatır. Bu düşünceyi yıllar önce Kedici Olmak kitabını yazarken de anlatmaya çalışmıştım. Çünkü benim için Kedici olmak, yalnızca kedi sevmek, bir kediyle aynı evi paylaşmak değildir; aynı zamanda bu toprakların kültürünü, tarihini ve vicdanını da anlamaya çalışmaktır. Aksaray'daki o küçük kedi mumyası bana yalnızca geçmişi anlatmıyor; yıllardır anlatmaya çalıştığım hikayenin bin yıl önceki sessiz bir kanıtı gibi duruyor.

Belki de "Kedici" olmak, bugün sandığımız kadar yeni bir kavram değildir.

Ben yıllar önce bu yüzden kitabımın adını Kedici Olmak koymuştum. Çünkü bunun sadece bir sevgi değil, bir yaşam biçimi ve bir bakış açısı olduğuna inanıyordum.

Aksaray'daki o küçük kedi mumyası, bize yalnızca geçmişi göstermiyor. Kim olduğumuzu da hatırlatıyor. Belki de artık kedileri sadece seven bir toplum olduğumuzu değil; onları bu ülkenin kültürel mirası olarak da görmemiz gerektiğini kabul etmenin zamanı geldi.

Bazıları hala bilmiyor olabilir ama  hatırlatmakta fayda var.

Anadolu, bin yıldır Kedicidir.


Dr. Tarkan ÖZÇETİN

Veteriner Hekim

31/07/2026

Keditörün Önerisi

Kedi Burnunun Mükemmelliği

14.06.2023

Can dostlarımızın öpmelere doyamadığımız burunları, en önemli duyu organıdır. Zarif bir ...

Kediler Alemi

Kedilerin Koku Alma Duyusu

01.09.2021

Kedilerin burun izleri, tıpkı insanların parmak izleri gibi farklıdır. En önemli duyu organı ...

Kirli Derslere Katılıyor

19.10.2021

Trabzon'un Ortahisar ilçesinde yaşayan 63 yaşındaki Hatice Özkan'ın, torununa doğum ...

Kedilerin Mucize Patileri

12.08.2021

Dostunuzun bedenindeki en tatlı, en minik ve en mucizevi detaylardan biri olan patiler için sır ...