Deprem Bölgesinde Çevik Kuvvetin Sahiplendiği "Afitap" Asıl Sahibine Teslim Edildi
24.02.2023Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerden etkilenen Malatya'da ...
TOXOPLAZMA GERÇEĞİ
“Kediler suçlu değil, biz yanlış biliyoruz.”
Dünya tarihinde kedi ve kediseverlere yapılmış en büyük kötülük nedir diye düşünülünce, ilk akla Ortaçağ Avrupa’sında kilisenin önderliğinde uygulanan katliamlar gelir. Bu dönemde kedilere şeytan gözüyle bakılır, onlara bakan kadınlara da cadı denilerek akıl almaz işkenceler yapılmıştır.
Fakat kedi ve kedicilerin maruz kaldığı, etkileri bakımından çok daha yaygın ve yıkıcı olan bir başka haksızlık daha vardır. Üstelik Ortaçağ’daki zulüm tarihte kalmışken, bu bahsedeceğimiz yanlış inanış hâlâ devam etmektedir.
Birçoğumuzun duyduğu, kısmen bildiği ve hatta korktuğu; hamile kadınlarda düşüğe yol açtığına ve kedilerce bulaştırıldığına inanılan bir mikroorganizma: Toksoplazma.
Bu hastalıkla ilgili gerçekleri yazmadan önce şunu belirtmeliyim ki, nasıl kediler şeytan değildiyse, adı geçen hastalığın insanlara bulaşmasının asıl nedeni de kediler değildir.
Ama üzülerek görüyorum ki, günümüzde kedi düşmanlığının temel kaynağı hâlâ bu hastalıktır. Bu düşmanlık, Ortaçağ’da yobaz papazlar tarafından yayılırken, günümüzde bu misyonu, bilgisiz ve kedi sevmeyen kadın doğum uzmanı doktorlar devralmıştır. (Burada hamile kadınlardan kedilerini evden uzaklaştırmalarını isteyen hekimler kastedilmektedir.)
Hekimlik hayatım boyunca, “Hamileyim, kedimi ne yapmalıyım?” sorusunu sayısız kez duydum. Ne yazık ki bu sorunun arkasında çoğu zaman bir kadın doğum uzmanının ya da mahalle baskısının “Kediyi evden uzaklaştır” telkini yer alıyor. Bu yönlendirme sadece bilgisizce değil, aynı zamanda bilime de aykırı. Dahası, bir kediyle bir bebek arasında seçim yapmaya zorlanan kadınlar için ağır bir travmaya dönüşebiliyor.
Kedilere yönelik bu korku, yalnızca aile içinde değil, toplumsal ölçekte de kalıcı hasarlar bırakıyor. Hamileliğinde kediden korkutulan kadın, çoğu zaman bu korkuyu çocuğuna da aktarıyor. Özellikle kız çocuklarında gelişen “kedi fobisi”, kültürel bir mirasa dönüşüyor. Tıpkı Ortaçağ’dan bugüne ulaşan “kara kedi uğursuzluk getirir” batıl inancı gibi.
Oysa gerçek bambaşka.
İddiaya göre düşüklerin ve bazı doğumsal anomalilerin sorumlusu olarak gösterilen Toksoplazma gondii, bilimsel adıyla tanımlanmış bir parazit. İlk olarak 1908 yılında Tunus’ta Nicolle ve Manceaux tarafından bir kemirgende keşfedildi. Etkenin kedilerle ilişkilendirilmesi ise tam 60 yıl sonra mümkün oldu. Üstelik sadece kedilerin bağırsağında üreyebiliyor. Başka hiçbir canlıda aktif çoğalamıyor.
Yani evet, kedi bu hastalık zincirinde bir halkadır ama tek ve esas sorumlu değildir.
"Bulaş nereden gelir, kedi nereye kadar sorumludur?"
Toksoplazma gondii, bir parazit. Ama öyle sıradan bir parazit değil. Doğada çok yaygın; evcil hayvanlardan yabanıl türlere kadar pek çok canlıyı etkileyebiliyor. Fakat bu parazitin eşsiz bir özelliği var:
Üreyebilmesi için mutlaka bir kedigile ihtiyaç duyar. Kedilerin sorumluluğu işte burada başlıyor ve tam da burada bitiyor...
Yani sadece kedilerin bağırsak hücrelerinde çoğalabilir. Başka hiçbir canlıda bu çoğalma mümkün değildir. İşte bu nedenle bilimsel literatürde "kedi ve akrabaları, parazitin esas konakçısıdır" denir [1].
Peki insanlar bu paraziti nasıl alır?
Hastalık insanlara ve kedilere dört temel yolla bulaşır:
Enfekte kedilerin dışkılarıyla atılan yumurtaların ağız yoluyla alınması (insan, kedi)
Doku kisti içeren kuş ve kemirgenlerin (kedi) veya çiğ etlerin (insan, kedi) yenmesi
Enfekte hayvanların çiğ sütlerinin içilmesi (insan, kedi) ya da kan nakli yoluyla (insan)
Enfekte anneden bebeğe göbek kordonu (plasenta) yoluyla geçiş
Bunların içinde en yaygın olanı, çiğ et tüketimidir. Özellikle koyun ve keçi etlerinde T. gondii’ye ait doku kistlerine çok daha sık rastlanır. Bu nedenle çiğ köfte, az pişmiş pirzola ya da çiğ etle bulaşık mutfak gereçlerinin iyi temizlenmemesi ciddi risk oluşturur [2].
Tersine, kediden insana doğrudan bulaşma çok nadirdir. Neden mi?
Kediler paraziti aldıktan 1–2 hafta sonra yumurta saçmaya başlar.
Bu yumurtalar dışkıyla atıldıktan sonra hemen bulaştırıcı hâle gelmez; uygun ortamda en az 2–4 gün geçmesi gerekir.
Kediler paraziti sadece 1 kez bulaştırabilir; bağışıklık geliştikten sonra ömür boyu yeniden saçmazlar.
Ev kedileri ise çiğ et yemez, fare yakalamaz, dışarı çıkmaz.
Dahası, kumunu her gün değiştirirseniz, parazitin bulaşma riski sıfıra iner.
Avrupa’da yapılan bir çalışmaya göre, 1000 kediden sadece 3’ünün enfektif yumurta saçtığı belirlenmiştir [3].
Yani bir kedi, hayatı boyunca yalnızca bir kez enfekte olabilir ve bu durumda da en fazla 2 hafta boyunca paraziti dışkısıyla atar. O dönem geçtikten sonra, bağışıklık kazanır ve bir daha yaymaz. Bu şu anlama gelir: Ev kedilerinin hastalıkla ilgisi neredeyse yoktur.
Gelelim hastalığın insanlardaki durumuna: Toksoplazma kedilerde olduğu gibi insanlarda da genellikle tek bir kez yaşanır ve sonrasında ömür boyu süren bağışıklık gelişir. Hastalığa yakalanan insanların %90’ında hiçbir belirti görülmez. Kalan %10’luk grupta ise hafif ateş ve halsizlik gibi belirtiler olabilir ve bu çoğunlukla tedavi olmadan atlatılır [1].
Ülkemizde çiğ etin, özellikle koyun etinden yapılan çiğ köftenin en yoğun tüketildiği ve tahminen evlerde kedi besleme oranının neredeyse hiç olmadığı Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nde, doğurganlık çağındaki kadınlarda toksoplazma seropozitifliği %69,6’ya kadar ulaşmaktadır [10]. Bu oran, çiğ koyun eti ve sütü ile, bu ürünlerle temas eden mutfak aletlerinin uygun şekilde temizlenmemesinin hastalığın bulaşmasında temel rol oynadığını açıkça göstermektedir.
Sığırlarda ise parazit çok kısa süre canlı kalır ve bu nedenle etlerinde doku kistlerine nadiren rastlanır [4].
Diğer önemli bulaşma yolu ise çiğ olarak tüketilen sebze ve meyvelerdir. Bunların enfekte kedilerin dışkısıyla kontamine olmuş toprakla teması ve sonrasında iyi yıkanmadan yenmesi, hastalığın insana geçmesine yol açabilir. Özellikle dışarıda yenilen salatalar bu açıdan ciddi risk taşımaktadır [5].
Toksoplazma düşündüğümüzden çok daha yaygın
Bu parazit yalnızca belirli gruplarda ya da belirli ülkelerde değil, dünya genelinde yaygındır. Tahminlere göre dünya nüfusunun yaklaşık üçte biri, yani 2,5 milyar insan, hayatının bir döneminde Toxoplasma gondii ile karşılaşmıştır [6].
Ve düşünün... Yunuslar bile pozitif!
Toksoplazma sadece karasal canlılarla sınırlı değildir. Yunuslar, balinalar, foklar, deniz aslanları ve deniz samurları gibi deniz memelilerinde de toksoplazma antikorlarına rastlanmıştır [7][8]. Bu hayvanların hiçbirinin bir kediyle yaşama ihtimali yoktur ama pozitifler. Bir yunusun veya balinanın yolu kedilerle nerede, nasıl kesişebilir?
Hadi kedileri o kadar da sevmeyen çevreler, bunu da açıklayın ☺
GERÇEK SIRADAN AMA ÜRKÜTÜCÜ:
Şehirlerin atık suları, denizlere karışıyor. Enfekte kedilerin dışkıları kanalizasyon sistemiyle okyanuslara ulaşabiliyor. Burada ookistler, deniz canlılarına (planktonlar, midyeler) ve oradan da deniz memelilerine kadar taşınıyor [9].
Bu örnek bile gösteriyor ki: Sorun kedi değil, sorun doğanın dengesi, sistem...
BİZİM BOZDUĞUMUZ SİSTEM
"Hamile kadınlara yıllardır anlatılan büyük yalan!”
Önceki bölümlerde toksoplazmanın ne olduğunu ve gerçekte nerelerden bulaştığını detaylıca konuştuk.
Şimdi asıl soruya geldik: Hamileyken kediyle yaşanır mı?
Yanıt net: EVET, hem de güvenle!
Ama her şeyde olduğu gibi burada da bilimle, bilgiyle hareket etmek şart. İlk yapılması gereken şey, anne adayının ve kedinin toksoplazma serolojisinin (kan testiyle antikor düzeyi ölçümü) yapılmasıdır [1].
Test sonuçlarına göre 4 durum ortaya çıkar:
1. SİZ POZİTİF, KEDİNİZ POZİTİFSE:
Tebrikler, ikiniz de bağışıklık kazanmışsınız. Bebeğinize hiçbir risk yok. Hatta erkek isim aramaya başlayabilirsiniz çünkü Çek Cumhuriyeti’nde yapılan bir çalışmaya göre, toksoplazma geçirmiş kadınların erkek bebek doğurma oranı %72’ye kadar çıkıyor [8].
2. SİZ POZİTİF, KEDİNİZ NEGATİFSE:
Yine sorun yok. Kedinizden size bulaş olamaz. Siz zaten bağışıksınız [1][2][3][12].
3. SİZ NEGATİF, KEDİNİZ POZİTİFSE:
Risk teorik olarak mevcut ama oldukça düşüktür. Yine de tedbirli olmanın bir zararı yok. Özellikle kedinizin dışkısını siz temizliyorsanız, bunu her gün yapmak, mümkünse başkasına yaptırmak, gerekirse eldiven ve maske kullanmak önerilir. En önemlisi, kedinizin bu enfeksiyonu bir kez geçirip, sonra ömür boyu bağışık kaldığını unutmamak gerekir [1][2][4].
4. İKİNİZ DE NEGATİFSENİZ:
Bu durumda esas dikkat etmeniz gereken şey kediniz değil, çevresel bulaş kaynaklarıdır:
• Kedinizin dışarı çıkmasını engelleyin.
• Ona çiğ et vermeyin (bilhassa koyun, keçi eti) [4][5][6].
• Çiğ koyun, keçi sütü vermeyin, sadece pastörize süt.
Bu maddelerdeki uyarıların çoğunu siz isteseniz bile kediniz kabul etmeyecektir. Bırakın çiğ eti, sütü alışkın olduğu mamayı değiştirmenin bile Kediciler için ne kadar zor olduğu malumunuz. Kaldı ki bahsi geçen ürünlerde marketten kolayca bulunabilecek şeyler değil.
Bu durumda bulaştan korunması gereken kediniz değil asıl sizsiniz…
• Siz de çiğ köfte, az pişmiş et, çiğ yumurta ve iyi yıkanmamış sebze–meyve tüketmeyin [5][6].
o Tarlada ya da bahçede yetişen sebze ve meyveler, enfekte kedilerin dışkısıyla temas etmiş olabilir. Bu yüzden meyve-sebzeler bol suyla iyice yıkanmalı, gerekiyorsa kabukları soyulmalıdır [6][7].
o Dışarıda yenen salatalar, özellikle marul, roka, maydanoz gibi toprağa yakın yetişen ve çiğ tüketilen yeşillikler dikkatle seçilmeli, mümkünse güvenilir yerlerden alınmalıdır [5].
• Et doğranan mutfak aletlerinin hijyenine özellikle dikkat edin.
o Çiğ et doğradığınız bıçak ve tahtaları iyice yıkamadan başka gıdalarda kullanmayın.
o Etleri buzdolabında ayrı raflarda saklayın; çiğ et suları diğer besinlere temas etmemelidir.
• Dışarıda salata siparişi verirken çok dikkatli olun, hatta vermeyin [5].
Kum kabı hijyeni çok önemlidir ama abartılmamalıdır. Kum her gün temizlenirse parazitin olgunlaşıp bulaşıcı hâle gelmesi mümkün değildir [1][2][3]. Ayrıca ev kedileri hele ki evden çıkmayan, tek marka kuru mama ile beslenen modern metroseksüel kediler bu parazitle zaten karşılaşmamıştır bile [2].
Hamilelikte kediyle birlikte yaşam sadece güvenli değil, faydalı da!
Araştırmalar, evde kediyle birlikte yaşamanın hamile kadınların ruh sağlığı üzerinde son derece olumlu etkiler yarattığını, bunun da hem doğacak bebeğin fiziksel gelişimine hem de duygusal bağlanmasına katkı sağladığını göstermektedir [9][13].
Kediyle kurulan bu özel bağ, özellikle hamilelik gibi hormonal ve duygusal dalgalanmaların yoğun yaşandığı bir dönemde, anne adayında stresi azaltır, yalnızlık hissini hafifletir ve genel ruh hâlini dengeler.
Ruhsal olarak iyi hisseden bir anne adayının, doğum süreci ve annelikle ilgili kaygılarla daha sağlıklı baş edebildiği; bunun da doğrudan bebeğin gelişimini etkilediği bilinmektedir.
Ayrıca, evde bir kediyle büyüyen çocuklarda, alerjik hastalıklar ve astım gibi bağışıklık sistemiyle ilgili sorunların çok daha az görüldüğü, bu çocukların bağışıklık sistemlerinin çevresel uyarıcılara karşı daha dengeli tepkiler verdiği bilimsel yayınlarla ortaya konmuştur [10][11].
Yani kedili bir ev, yalnızca bugünün değil, çocuğun gelecekteki sağlık altyapısının da şekillenmesine katkı sunar.
Kedilerle birlikte büyüyen çocukların empati, sorumluluk ve duygusal zekâ gelişimi açısından da daha yüksek puanlar aldığı gösterilmiştir [14].
Bir uyarıyla bitirelim:
Eğer kediniz yoksa, hamileyseniz ve toksoplazma testiniz negatifse; şu dönemde sokaktan yavru kedi almak için doğru zaman değildir. En azından doğumdan sonra...
Dr. Tarkan Özçetin
Veterine Hekim – Cat Hospital, Ankara
KAYNAKÇA
Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerden etkilenen Malatya'da ...
Kediler dünyadaki en atletik hayvanlardandır. Eğer onlar istemezse o vazo asla devrilmez! ...
Kedici olmak, kedilere karşı sorumluluklarını bilmek demektir. Her bir bireyin tüm canlılara ...
Japonya'da kedilerini yaygın görülen böbrek hastalıkları nedeniyle kaybetmek istemeyen ...
Özgür, başına buyruk takılmayı seven kediler, tıpkı insanlar gibi birçok şeyden ...
Muğla'nın Fethiye ilçesinde uçurumda mahsur kalan kedi, Arama Kurtarma Derneği (AKUT) ekibince ...
ABD'nin Oregon eyaletinde yaşayan Samm adındaki kedi "en yaşlı kedi" unvanını alarak Guinness ...
Narlıdere Belediyesi Veteriner İşleri Müdürlüğü kısırlaştırma, aşılama, muayene gibi ...
Adore Mobilya, bu sene de gelenekselleşen ‘Kedi Evi’ projesiyle 10. kez sokak hayvanlarına ...
Yapılan bir araştırmaya göre, sürekli tüy topakları kusan ve yemeyi reddeden kediler ...
Dışarıya Alışmış Kediler Ev Yaşamına Sanılandan Daha Kolay Uyum ...
Hayvanseverlerin, “Belediyelere öldürme (ötanazi) yetkisi veriyor” diye karşı ...
Bir yandan göçmen bir ailenin üç nesli arasındaki çatışmalar ile genç bir kızın ...
NATO Zirvesinin Sessiz Delegesi: Bir Ankara KedisiDünyanın en güçlü liderleri aynı salonda... ...
Evcil hayvan sahiplerinin veterinerleri neden giderek daha az ziyaret ettiğini bulmak için ...
Kediler Rüya Görür mü? Uyuyan bir kediyi izlediğinizde göz kapaklarının seğirdiğini, ...
Dostunuzun bedenindeki en tatlı, en minik ve en mucizevi detaylardan biri olan patiler için sır ...
Hong Kong’da hayata geçirilen yeni uygulamayla yalnızca kedi ve köpekler değil; tavşan, ...
Peru'daki Nazca bölgesinde inceleme yapan arkeologlar iki bin yıl öncesine tarihlenen bir kedi ...
Uzun yıllar İstanbul'da yaşayan yazar Alexander Christie-Miller, sokak hayvanları ...
Belfast Üniversitesi’nde yapılan bir araştırmaya göre, hayvanlar da insanlar gibi, ...
Veteriner hekimler tarafından görülen en yaygın durumlardan biri olan diş hastalıkları, ...
Yunanistan'daki hayvan hakları savunucuları Türkiye'de yol arkadaşlarının yürüttükleri ...
Kirli Bir Kedinin GünlüğüAydoğan YavaşlıÇizmeli Kedi YayınlarıKirli Bir Kedinin ...
Tarım ve Orman Bakanı İbrahim Yumaklı, sahipsiz hayvanlarla ilgili yasa düzenlemesi hakkında ...
Hava durumundaki değişiklikler yalnızca insanları etkilemez. Doğada bulunan tüm canlıları ...
Kıvırcık tüyleriyle dikkat çeken Selkirk Rex cinsi kedilerinin, bıyıkları bile ...
Bazı insanlar, kedici olmanın ona ömür boyu huzurlu, güvenli ve sevgi dolu bir ortam ...
Tüm kediciler biliyor ki kediler temiz canlılar! Kendilerini yalayarak temizlerler. Bu sebeple ...
“E benim güzel hemcinsim, sana böyle mi öğretildi? Senin o kedi dediğin, o evin sahibi, sen ...
AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin, hayvanlara yönelik eziyet, kötü muamele, öldürme gibi ...
Veteriner hekim Dr.Tarkan Özçetin, Alnas'a şöyle açıkladı: “Kedi severlerin ve kedilere ...
Kediler, bakımı kolay gibi gözüken ancak iyi bir bakıma ihtiyaç duyan canlılardır. Bir kedi ...