ABD'de üniversite bir kediye onursal doktora diploması verdi
18.05.2024ABD'de Vermont Üniversitesi, 4 yıldır kampüsü sıklıkla ziyaret eden, okulun sevilen kedisi ...
Pet Terapi Üzerine Doç. Dr. Eda Küçüktülü ile Söyleşi
Röportaj: Işıl Aykan – Kedici Dergisi
Son günlerde bazı uzmanların, kedi ve köpeklerin evde beslenmemesi gerektiğini, bunun sağlık açısından riskli olduğunu savunan açıklamalarına sıkça rastlanıyor. Oysa tam da aynı dönemde, bir hastane kapısından içeri bir terapi köpeği giriyor; doktoruna, hemşiresine, hastasına umut taşıyarak…
Tıp bilimi her geçen gün yenileniyor, görüşler farklılaşıyor. Ama değişmeyen bir gerçek var: Hayvanlarla insanlar arasında kurulan o özel bağ, bazen bir ilacın bile yapamadığını yapabiliyor.
İşte bu yüzden, Türkiye’de kanser hastalarına yönelik ilk terapi köpeği uygulamasını hayata geçiren Doç. Dr. Eda Küçüktülü ile bir araya geldik. Çünkü bazen kapınızı bir doktor çalar, bazen de bir pati…
Işıl Aykan: Hocam, köpeklerin hastane koridorlarında dolaştığı bir projeyi ilk duyduğumda gerçekten şaşırdım. Bu fikir nasıl ortaya çıktı?
Eda Küçüktülü: Dünyada uzun süredir bilinen bir uygulama bu. Amerika’da, Avrupa’da onkoloji servislerinde hastaların stresini ve kaygısını azaltmak için terapi köpekleri düzenli olarak kullanılıyor. Araştırmalar bu ziyaretlerin moral üzerindeki etkisini net şekilde ortaya koyuyor. Türkiye’de ise bu adımı atmak biraz cesaret gerektirdi ama sonuçları görünce buna değdi.
I.A.: Projede yer alan köpekler nasıl seçildi?
E.K.: En güzel tarafı da bu bence. Hepsi sokaktan kurtarılan canlar. Safiş ve Mochi… İkisi de önce sokakta bulundu, sonra bu proje için eğitildi. Yani terapi köpeği olmak için özel bir ırk olmanıza gerek yok. Önemli olan uygun karakter, insanla bağ kurma yeteneği ve doğru eğitim. Bu köpekler hem sıkı sağlık kontrollerinden hem de zorlu sınavlardan geçiyor.
I.A.: İnsanların aklına ilk gelen soru: Enfeksiyon riski yok mu?
E.K.: Çok hassas bir konu. Köpeklerimiz düzenli iç-dış parazit tedavisi alıyor, zoonoz hastalıklar için sürekli taramadan geçiyorlar. Hastaya gitmeden hemen önce antiseptik bir bakımdan geçiriliyorlar. Ayrıca ziyaretler yalnızca bağışıklığı güçlü, açık yarası olmayan, köpek korkusu veya alerjisi bulunmayan gönüllü hastalara yapılıyor. Tüm süreç etik kurul onaylı yürütülüyor.
I.A.: Ziyaretlerde unutamadığınız anlar oldu mu?
E.K.: Olmaz mı! Bir hemşire hastamız vardı mesela… Mochi ona patisini uzattığında gözyaşlarını tutamadı. “İlk defa hastalığımı kronik gibi hissettim, dışarıda hayatın sürdüğünü anladım” dedi. Bazen bir bakış, bir pati, bir ilacın yapamadığını yapabiliyor.
I.A.: Bu uygulama sadece hastalara mı iyi geliyor?
E.K.: Hayır. Bu ziyaretler, hastalar kadar onkoloji servislerinde çalışan sağlık ekibine de iyi geliyor. Çünkü onların işi sadece tedavi değil; aynı zamanda hastalara moral vermek, motivasyonu yüksek tutmak. Terapi köpekleriyle geçirilen birkaç dakika, onların üzerindeki stresi azaltıyor, yüzlerini gülümsetiyor.
I.A.: Bu uygulamanın amacı sadece moral vermek mi?
E.K.: Bundan çok daha fazlası var. İstiyoruz ki Türkiye’de kadrolu terapi köpekleri olsun. Belirli saatlerde hastaneye gelsinler, bahçede yürüsünler, çocuk servislerinde dolaşsınlar. Avrupa’da bu sistem oturmuş durumda. Bizim insanımızın hayvanlarla kurduğu duygusal bağ çok güçlü; bu yüzden burada etkisi çok daha büyük olabilir.
I.A.: Terapi köpeği olmak isteyen bir köpek nasıl hazırlanıyor?
E.K.: Önce karakter testi yapılıyor. Ardından Cihan Akın ve Şenay Kandemir gibi uzman eğitmenler sosyalizasyon eğitimini veriyor. Sonra köpekler bir dizi sınavdan geçiyor. Sürecin başında Arzu Önşen ve Göktan Eker gibi tecrübeli isimler var. Yani rastgele bir köpek değil; bu işi yapabilecek uygun karakterde bireyler seçiliyor.
I.A.: Bu uygulama köpeklerle ilgili önyargıları da kırar mı?
E.K.: Kesinlikle. “Köpek hastaneye girer mi?” diyen pek çok kişi, bir köpeğin bir hastayla nasıl bir bağ kurduğunu görünce fikrini değiştiriyor. Bu sadece tıbbi bir katkı değil; toplumsal bir dönüşüm de yaratıyor. Özellikle sokaktan kurtarılan köpeklerin bu rolde olması, toplumsal barışı da güçlendirebilir.
I.A.: Sizi en çok etkileyen geri bildirim neydi?
E.K.: Bir profesör hastamız şöyle demişti: “İlaçların etkisi ayrı ama sizi anlayan, yanınıza sokulan bir canlı varsa, en iyi tedavi odur. Nereden geldiği değil, nasıl yaklaştığı önemli.”
Belki de umut dediğimiz şey, kapının dışında aradığımız kadar uzak değil; burnumuzun ucunda, bir pati kadar yakın.
Kedici Dergisi olarak, bu değerli röportaj için Doç. Dr. Eda Küçüktülü’ye, Safiş’e, Mochi’ye ve bu yolu açan herkese teşekkür ederiz
ABD'de Vermont Üniversitesi, 4 yıldır kampüsü sıklıkla ziyaret eden, okulun sevilen kedisi ...
Royal Canin Şirketi’nin her sene gerçekleştirmekte olduğu Take Your Cat to the Vet / Kedinizi ...
5 Kasım’da yapılacak ABD Başkanlık seçimi, Cumhuriyetçi aday Donald Trump ile mevcut ...
Kediler karakterleri birbirlerinden farklı canlılardır. Kiminin hiç bitmeyen bir enerjisi ...
Uzmanlar, bebek sesiyle konuşmanın kedinizin sizi anlamasına yardımcı olabileceğini öne ...
30 Eylül 2012’de… saat 14’ü gösteriyor. İstiklal Caddesi Tünel’den Meydan’a kadar ...
Kedilerde, mama değişikliği oldukça hassas ve bilinçli yönetilmesi gereken bir süreçtir. ...
Ankara’nın başkent oluşunun 98. yıldönümünde, Ankara Büyükşehir Belediyesi başkentin ...
SemtPati Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı İpek Kıraç, milletvekillerine çağrıda bulunarak, ...
Orman yangınlarının harladığı bir gecede, dumanın, küllerin ve alevlerin tam ortasında… ...
Tırnak makasını gördüğü an sizden kaçan bir kediniz mi var? Kedinizin tırnaklarını ...
Başta hayvansever ve Kedici olmak üzere tüm kadın, kız, bayan, hanım, ana, bacı, abla, ...
Örnekleri Paris’te, Tokyo’da ve New York gibi gelişmiş şehirlerde bulunan kedi kafelerden ...
Eskişehir’deki bir ara sokakta sürücülerin çok fazla sürat yapması ve sıkça kedilere ...
Kediler ve insanlar yüzyıllardır beraber yaşıyor. İkinci dünya savaşı sırasında ...
Ankara Üniversitesi Veterinerlik Fakültesi’nde Vetanka’nın düzenlediği VET-KÖH (Kedi ...
Marmara Belediyeler Birliği (MBB), belediyelerin sokak hayvanlarına yönelik çalışmalarını, ...
Proceedings of the Royal Society B isimli akademik dergide yayınlanan bir araştırmada bilim ...
Depremler nedeniyle binlerce insan Santorini’den kaçarken pek çok hayvan adada sahipsiz ...
Hatay’ın Antakya ilçesinde bugün enkaz kaldırma çalışması başlatılan binadan bir köpek ...
İnsanlarda olduğu gibi kedilerde duygu değişimleri yaşayabiliyor. Bu duygulardan biri de ...
Araştırmalar, evcil hayvan sahiplerinin günlük yaşamlarında daha çok güldüğünü, ...
Bengal kedileri; dikkat çeken tüy desenleri, hareketleri ve yüksel zekası ile bilinir. Bir ...
Kediler, köpekler kadar çiğneme konusunda bir üne sahip olmasa da, bu kedilerin yaramazlık ...
“Unutmayın evde klinik olarak tespit ettiğiniz en önemli konu olan iştahsızlık hastalık ...
Barınakta bulunan üzgün kedi Fishtopher, büyük yanakları ve somurtkan küçük yüzüyle ...
Neonatal dönem, doğum anından itibaren ilk 4 haftayı kapsar. Özellikle ilk dört gün yavrunun ...
2015 yılında, Merlin adlı 13 yaşındaki bir kurtarma kedisi, Guinness Dünya Rekorları ...
Evcil kediler sürü halinde bir arada yaşamada herhangi bir fayda görmediği için yalnız ...
İngiltere'de bir hayvanat bahçesi yönetimi, beş papağanı aynı anda küfür ettikleri ...
Yaban kedileri yüzyıllar sonra Hollanda’ya geri döndü. Avlanma ve orman sayılarının ...
Kedim neden ısırıyor? Kediciler tarafından en merak edilen sorulardandır. Avcı yönleri ...
Ne yazık ki oluşan batıl inançla, pek çok kişi ‘kara kediler şanssızlık getirir’ ...