Türkiye’nin İlk Kedi Müzesi Açılıyor!
13.12.2022Eskişehir’in Odunpazarı ilçesi, Türkiye’nin ilk “kedi müzesi”ne ev sahipliği yapmaya ...
Kedi merakım, hem de gezgin olanından, beni bu kez gezdiğim gördüğüm “en temiz ülke” ünvanını verdiğim Japonya’ya götürdü. Hatta, bununla da kalmadım ve kendimi Japonya’nın güneyindeki Miyajima Adasında buldum. Bu adaya herkes Japonya’nın görülmesi gereken en güzel üç yerinden biri diyordu, ben de gezgin kedi olarak bunun hakkını vermeliydim.
Japonya gezim Tokyo’dan başladı. Tokyo’da geçirdiğim hızlı ve gürültülü birkaç gün beni hem yormuş, hem de biraz korkutmuştu. Burada ünlü Japon kedi Maruyla tanışmayı çok istedim ancak Tokyo çok büyüktü ve biraz da karışıktı, benim şimdi biraz kafamı dinlemeye ve daha sessiz yerlere ihtiyacım vardı. Miyajima Adasıyla ilgili övgüleri duyar duymaz yola çıktım ve trene binip önce Hiroşima’ya gittim. Japonya’da en sevdiğim şey trene binmekti çünkü trenler çok sessiz, sakin ve temizdi. Bir kedi için çok rahat ve güvenliydi. İstediğim kadar yalanıp temizlendikten sonra rahat rahat uyuyordum. Tokyo ve Hiroşima arası hızlı trenle 4,5 saatti, yani benim için bu kadar saat mırıl mırıl uyumak anlamına geliyordu. Hiroşima’ya geldikten sonra Miyajima trenine aktarma yaptım. Ama bu arada uyumadım çünkü bu yolculuk sadece 25 dakika sürdü. Miyajima tren istasyonu çıkışında, etrafı dikkatle inceleyip yolun hemen karşısındaki Miyajima-guchi feribot iskelesine geçtim ve feribotla 10 dakikada adaya ulaştım. Feribot yolculuğu benim için çok heyecanlıydı, duyduğum sesler ve aldığım kokular değişikti ama deniz kokusu çok güzeldi.
Feribot iskelesinden adaya indiğim anda heyecanım iki katına çıktı. Karşıma çıkan uzun ince bacaklı, tüylü, kocaman gözleriyle bana bakan yaratıklara karşı ne yapacağımı bilemedim. Onlar benimle çok ilgileniyormuş gibi görünmüyorlardı. Boşu boşuna alarm halinde olan bendim. Onlar gayet rahat ve keyifli ortalıklarda dolaşıyorlardı. Anneleri, aynı benim annem gibi bebeklerini yalıyordu, demek ki dünyadaki bütün anneler aynıydı, hepsi bebeklerini yalıyorlardı. Bunu çözdükten ve uzaktan onları gözledikten sonra korkum ve heyecanım biraz yatıştı. Daha sonra bu hayvanların adının geyik olduğunu ve Miyajima adasının, bu geyikler ile ünlü olduğunu öğrendim. Adanın her tarafında serbest dolaşıyorlardı ve diğer canlılara hiç bir zarar vermiyorlardı. Onların derdi adaya gezmeye gelen turistlerin elindeki bilet, harita gibi şeylerdi. Onların peşine takılıp ellerindeki bu kağıt parçalarını kapıp yemeye çalışıyorlardı. Evcil olmamalarına rağmen insanlarla yaşamaya alışmışlardı. Yani, bu adaya gezmeye giderseniz onları gördüğünüzde şaşırmayın ve iyi geçinmeye bakın. Aslında, varlıkları adaya bir sıcaklık ve şirinlik katıyor. Zaten her yerde geyiklerle ilgili uyarı levhaları göreceksiniz çünkü adadaki geyik nüfusu oldukça fazla, bunun nedeni, geyikleri kutsal sayıp onlara hiç dokunmamaları. Benim için onlarla tanışmak çok değişik bir tecrübeydi çünkü her gün hemcinslerim, köpekler, kuşlar, tavuklar gibi hayvanatla karşılaşıyordum ama ilk defa sokaklarda geyiklere rastlıyordum.
Geyik heyecanını atlattıktan sonra adayı gezmeye başladım. Gerçekten çok güzeldi, UNESCO Dünya Mirasını Koruma Listesinde olduğuna şaşmamak lazımdı. Bir tarafta deniz, bir tarafta kırmızı tapınaklar muhteşem bir manzara oluşturuyordu. Miyajima Adası dendiğinde akla kırmızı tapınakları geliyordu. İnsanlar bu adaya ibadet etmeye gelirlermiş. Zaten Miyajima, Japonca’da “Tapınak Adası” anlamına geliyormuş. Aslında bu güzel adanın orijinal adı Itsukushima. Adada hem Budist, hem de Şinto tapınakları bulunuyormuş ve burada iki din etkileşim halindeymiş.
Kedi merakım beni derhal adanın en ünlü ve büyük tapınağı olan ve adaya adını veren Itsukushima Shrine’a götürdü. Tabii yolda giderken beni durdurup başımı okşayanların söyledikleri Japonca kelimelerin hiç birini anlamadım ama iyi bir şeyler söyledikleri belliydi. Benim derdim tapınakların olduğu bölgeye doğru ilerlerken suyun içerisinde gördüğüm kapıydı. Adı O-Toori Kapısıymış. Oracıkta durup izlemeye koyuldum çünkü bu kapı ülkenin en ünlü 3 dini simgesinden biriydi. Adadaki gel git olayına bağlı olarak bazen suyun içerisinde bazen de karada kalıyordu ve bu bana çok ilginç gelmişti.
Her iki zamanda da adada bulunursanız bu iki farklı görüntüyü yakalayabiliyordunuz. Bazen, şu anda olduğu gibi, karada, çamurun içinde gibi görünüyordu ama sular yükseldiğinde suyun içinde kalıyordu ve görüntü muhteşem oluyordu. Kapıyı uzaktan biraz seyrettikten sonra hemen yanıbaşında yer alan Itsukushima Shrine, yani tapınağa geçtim. Kedi merakımla öğrendiklerim, bu tapınağın aslında güverte şeklinde olduğu ve suyun üzerine inşa edildiğiydi, çünkü eskiden adanın kutsallığı bozulmasın diye din adamlarından başka kimsenin bu adaya ayak basmasına izin vermiyorlarmış. Adaya gelenler sadece yüzen kapıdan yaklaşabiliyorlarmış ve ibadetlerini kayıklar üzerinde yapıyorlarmış. Günümüzde adanın kutsallığı devam ediyor ama insan ayaklarının adayı kirlettiğine artık inanılmıyor. Bu yüzden adaya çok sayıda turist geliyor ve sürekli kalabalık. Tapınakta yürüdükçe gerçekten bir güverte şeklinde inşa edildiğini farkettim. Tapınağın ibadet bölümü 6.yüzyılda, diğer bölümler ise 12.yüzyılda inşa edilmiş. İbadet tapınağı ve sonradan eklenen diğer bölümler birbirlerine 300 metre uzunluğundaki kırmızı koridorlarla bağlanmış. Kenarlara astıkları ibadet çanları tapınağa ayrı bir güzellik katmıştı. Bu ortam çok hoşuma gitmişti. Kendime uygun bir köşe bulup biraz kıvrılıp oturmaya ve gelen geçeni izlemeye karar verdim, üstüme değişik kokular sinmiş gibiydi, biraz da yalanıp temizlenmeli ve dinlenmeliydim.
Itsukushima’da yalanıp temizlenirken uykuya dalmışım. Uyandığımda sular yükselmişti, kapı denizin ortasında görünüyordu ve manzara muhteşemdi. Kapının sular çekildiğinde ve yükseldiğindeki her iki manzarasını da izlemiş olmaktan son derece memnundum. Biz kediler hayatın her anının tadını çıkarmakla ünlüyüzdür bilirsiniz, ben de Miyajima Adası’na bunun için gitmiştim. Oranın en ünlü tapınağını ve kapısını görmek, tapınakta güzel bir uyku çekmek bana çok iyi gelmişti. Miyajima, bir tapınaklar adası olduğu için burada pek çok Budist tapınağı bulunuyordu. Ben bunların içinde bir de Toyokuni Shrine yani Beşli Pagoda’yı gezdim.
Miyajima Adası Japonya’nın en dini adası olması dışında muhteşem doğasıyla da ünlü. Adanın en yüksek yeri 535 metre yükseklikteki Misen Dağı. Buraya hem teleferikle, hem de yürüyerek çıkanlar vardı. Birkaç değişik yürüyüş rotası olması, buralara doğa yürüyüşü yapmaya gelenleri mutlu ediyordu, yani hem kültürel bir gezi, hem de doğa sporu yaparak bir taşla iki kuş vuruyorlardı. Uzun bir yürüyüş sonrası Misen Dağı’nın zirvesine varıyorlarmış ve orada karşılaştıkları manzara insanları büyülüyormuş. Zirvede bir de seyir terası bulunuyormuş, bu terastan çok sayıda Japon adasını ve Hiroşima’yı seyretmek büyük bir zevkmiş. Ben tapınaklarda mayışmaktan Misen Dağı’nın zirvesine çıkacak vakit bulamadım ama duyduklarımı size aktarıyorum.
Miyajima Adasında dini mekanların yanısıra gezilecek görülecek başka yerler de var tabii ki. Japon bahçe süsleme sanatına örnek olabilcek güzel parklar, bir takım müzeler ve bir de küçük akvaryum var. Ama adaya gelenler en çok Itsukushima Shrine’ı gezmeye geldikleri için bu sözünü ettiğim yerler genelde ikinci planda kalıyor. Ayrıca, en zevkli şeylerden birisi de her türlü hediyelik eşyanın, yöresel yemeklerin ve kıyafetlerin satıldığı hareketli ada sokaklarını gezmek. Ben Miyajima’yı günübirlik gezdim ama gezgin kedi merakımla geceyi adada geçirmek isteyenlerin nerelerde kalabileceklerini de öğrendim. Burada oteller mevcut ama Japon kültürüyle daha içiçe olmak istiyorsanız, geleneksel Japon konukevleri olan “ryokan”larda da kalabilirsiniz. Buralarda “tatami” adı verilen yer yataklarında uyuyabilirsiniz. Geceleyin adayı ışıklar altında göreceğiniz güzel bir tekne turuna katılabilirsiniz.
Gezgin kedi olarak, bu güzel adayı bir günde mümkün olduğunca gezdim, tabii ki bazı yerleri elemek zorunda kaldım ama adadan ayrılırken çok mutluydum çünkü Japonya’nın en çok sözü edilen üç yerinden birini daha görmüştüm. Dönmek üzere tekrar feribot iskelesine giderken, beni adaya geldiğimde karşılayan geyikler bu defa uğurlamak üzere gelmişlerdi ve ben artık onlardan hiç korkmuyordum. Karşılarında durup, gözlerimi süzerek onlara baktım, kuyruğum yukarıda hafif hafif sağdan sola sallayarak çok güzel bir adada yaşadıklarını söyleyip onlara veda ettim.
Eskişehir’in Odunpazarı ilçesi, Türkiye’nin ilk “kedi müzesi”ne ev sahipliği yapmaya ...
Bolu Belediye Başkanı Tanju Özcan sokak köpekleri hakkında hazırlanan yasa için konuştu. ...
Konuşmasıyla, insanları taklit etmesiyle bilinen papağanlar dikkatleri üzerlerine ...
Japon elektronik üreticisi Panasonic, durduk yere gaz çıkaran ve bebek gibi konuşan sevimli ev ...
ABD’de evcil hayvanının kendisi kadar uzun yaşamasını isteyen kişiler, evcil ...
Solunum, organizmalar tarafından gerçekleştirilen en önemli işlevlerden biridir, bu şekilde ...
Salih Güler: “Kedi Estetiğin Simgesidir.”Salih Güler 1959 doğumlu. 1960’dan beri ...
Bursa’nın Karacabey ilçesinde faaliyet gösteren büyük baş hayvan çiftliğinde bir buzağı ...
İstanbul Beşiktaş’ta doğa ve hayvan severler için 'Kedi Müzesi' açıldı. Beşiktaş ...
The Simpsons Cat Flu: Bu bölüm korku ve yönlendirmenin kitleler üzerinde ne kadar hızlı ve ...
Sarman kedi mutfağa girdi. Bir bardak su almak için kalkmıştım oysaki. O ise tamamen ...
Chloe McCrea, kedisi Bandy'nin 2013 yılında dışarı çıkarıldıktan sonra ortadan ...
Bilim insanları, ev kedilerinin de insanlar gibi solak olabildiklerini tespit etti. Telegraph ...
Size herhangi bir şekilde kötü davranan ya da zarar veren bir yabancıya köpeğinizin ...
Kediler onlarla yakın ilişkide olmayan kişiler için aynı gibiler. Ancak “her kedinin aynı ...
Nasıl yani öyle bişey var mı, olmalı mı? Bilmiyorum ama var. Var olduğunu da çok iyi ...
Kediler karakterleri birbirlerinden farklı canlılardır. Kiminin hiç bitmeyen bir enerjisi ...
İzmir Büyükşehir Belediyesi Veteriner İşleri Halk Sağlığı Daire Başkanlığı, ...
Mısır (Egyptian) Mau Kedisi, küçük-orta boylu, kısa tüylü bir kedi ırkıdır. Aynı ...
Cat Hospital’ın uzun süredir sağlık takibini sürdürdüğü Umut, 12 yaşına girdi. Ön ...
Kediler genellikle iştahlı canlılardır. Ancak bazı dönemlerde iştahları kesilebilir, bir ...
Avustralya’nın Queensland Bölgesi Sağlık Bakanı, yerel konseyin gıda güvenliği ...
Bu eğlenceli günde amaç oldukça basit, kedinize sarılarak sevgi paylaşmak! Kedici Dergisi ...
Eskişehir’de yemek borusunun genişlemesi nedeniyle tavuk sesine benzer sesler çıkaran yavru ...
Bir yandan göçmen bir ailenin üç nesli arasındaki çatışmalar ile genç bir kızın ...
Bir kafenin iki duvarı arasına sıkışan yavru kedi, çalışanlar tarafından ...
Son günlerde medyada Hantavirüs ile ilgili ciddi bir panik havası oluşturuluyor. Öncelikle ...
Elazığ'da bir kedi, tarihi Harput Mahallesi'ndeki 500 yıllık Ahmet Bey Camisi'nin minberinin ...
Japon folklorunda görünümünü değiştirebilen hayalet kediler bakeneko olarak adlandırılır. ...
Atlanta'daki Georgia Teknik Araştırma Enstitüsü'nde bir araştırmacı kedi dilini tasarımına ...
Davranış sorunu yaşayan kedi sahipleri kedilerin işaretleme yöntemlerini ve ne anlama ...
Atakum Belediyesi, Atakum Kent Konseyi ve STK’ların iş birliği ile “Atakum’da bu kış ...
Siyasetin içinde bile vicdanın ve merhametin kendine bir yer bulabildiğini görmek insana umut ...