Çin Kültüründe Kediler ve Çinli Kedim ‘Küçük Bey’ - Ahmet Faruk Işık
21.02.2021Küçük Bey Çin, Shanghai’daki öğrencilik hayatımda evlat edindiğim Küçük Bey’in ...
Kedi merakım, hem de gezgin olanından, beni bu kez gezdiğim gördüğüm “en temiz ülke” ünvanını verdiğim Japonya’ya götürdü. Hatta, bununla da kalmadım ve kendimi Japonya’nın güneyindeki Miyajima Adasında buldum. Bu adaya herkes Japonya’nın görülmesi gereken en güzel üç yerinden biri diyordu, ben de gezgin kedi olarak bunun hakkını vermeliydim.
Japonya gezim Tokyo’dan başladı. Tokyo’da geçirdiğim hızlı ve gürültülü birkaç gün beni hem yormuş, hem de biraz korkutmuştu. Burada ünlü Japon kedi Maruyla tanışmayı çok istedim ancak Tokyo çok büyüktü ve biraz da karışıktı, benim şimdi biraz kafamı dinlemeye ve daha sessiz yerlere ihtiyacım vardı. Miyajima Adasıyla ilgili övgüleri duyar duymaz yola çıktım ve trene binip önce Hiroşima’ya gittim. Japonya’da en sevdiğim şey trene binmekti çünkü trenler çok sessiz, sakin ve temizdi. Bir kedi için çok rahat ve güvenliydi. İstediğim kadar yalanıp temizlendikten sonra rahat rahat uyuyordum. Tokyo ve Hiroşima arası hızlı trenle 4,5 saatti, yani benim için bu kadar saat mırıl mırıl uyumak anlamına geliyordu. Hiroşima’ya geldikten sonra Miyajima trenine aktarma yaptım. Ama bu arada uyumadım çünkü bu yolculuk sadece 25 dakika sürdü. Miyajima tren istasyonu çıkışında, etrafı dikkatle inceleyip yolun hemen karşısındaki Miyajima-guchi feribot iskelesine geçtim ve feribotla 10 dakikada adaya ulaştım. Feribot yolculuğu benim için çok heyecanlıydı, duyduğum sesler ve aldığım kokular değişikti ama deniz kokusu çok güzeldi.
Feribot iskelesinden adaya indiğim anda heyecanım iki katına çıktı. Karşıma çıkan uzun ince bacaklı, tüylü, kocaman gözleriyle bana bakan yaratıklara karşı ne yapacağımı bilemedim. Onlar benimle çok ilgileniyormuş gibi görünmüyorlardı. Boşu boşuna alarm halinde olan bendim. Onlar gayet rahat ve keyifli ortalıklarda dolaşıyorlardı. Anneleri, aynı benim annem gibi bebeklerini yalıyordu, demek ki dünyadaki bütün anneler aynıydı, hepsi bebeklerini yalıyorlardı. Bunu çözdükten ve uzaktan onları gözledikten sonra korkum ve heyecanım biraz yatıştı. Daha sonra bu hayvanların adının geyik olduğunu ve Miyajima adasının, bu geyikler ile ünlü olduğunu öğrendim. Adanın her tarafında serbest dolaşıyorlardı ve diğer canlılara hiç bir zarar vermiyorlardı. Onların derdi adaya gezmeye gelen turistlerin elindeki bilet, harita gibi şeylerdi. Onların peşine takılıp ellerindeki bu kağıt parçalarını kapıp yemeye çalışıyorlardı. Evcil olmamalarına rağmen insanlarla yaşamaya alışmışlardı. Yani, bu adaya gezmeye giderseniz onları gördüğünüzde şaşırmayın ve iyi geçinmeye bakın. Aslında, varlıkları adaya bir sıcaklık ve şirinlik katıyor. Zaten her yerde geyiklerle ilgili uyarı levhaları göreceksiniz çünkü adadaki geyik nüfusu oldukça fazla, bunun nedeni, geyikleri kutsal sayıp onlara hiç dokunmamaları. Benim için onlarla tanışmak çok değişik bir tecrübeydi çünkü her gün hemcinslerim, köpekler, kuşlar, tavuklar gibi hayvanatla karşılaşıyordum ama ilk defa sokaklarda geyiklere rastlıyordum.
Geyik heyecanını atlattıktan sonra adayı gezmeye başladım. Gerçekten çok güzeldi, UNESCO Dünya Mirasını Koruma Listesinde olduğuna şaşmamak lazımdı. Bir tarafta deniz, bir tarafta kırmızı tapınaklar muhteşem bir manzara oluşturuyordu. Miyajima Adası dendiğinde akla kırmızı tapınakları geliyordu. İnsanlar bu adaya ibadet etmeye gelirlermiş. Zaten Miyajima, Japonca’da “Tapınak Adası” anlamına geliyormuş. Aslında bu güzel adanın orijinal adı Itsukushima. Adada hem Budist, hem de Şinto tapınakları bulunuyormuş ve burada iki din etkileşim halindeymiş.
Kedi merakım beni derhal adanın en ünlü ve büyük tapınağı olan ve adaya adını veren Itsukushima Shrine’a götürdü. Tabii yolda giderken beni durdurup başımı okşayanların söyledikleri Japonca kelimelerin hiç birini anlamadım ama iyi bir şeyler söyledikleri belliydi. Benim derdim tapınakların olduğu bölgeye doğru ilerlerken suyun içerisinde gördüğüm kapıydı. Adı O-Toori Kapısıymış. Oracıkta durup izlemeye koyuldum çünkü bu kapı ülkenin en ünlü 3 dini simgesinden biriydi. Adadaki gel git olayına bağlı olarak bazen suyun içerisinde bazen de karada kalıyordu ve bu bana çok ilginç gelmişti.
Her iki zamanda da adada bulunursanız bu iki farklı görüntüyü yakalayabiliyordunuz. Bazen, şu anda olduğu gibi, karada, çamurun içinde gibi görünüyordu ama sular yükseldiğinde suyun içinde kalıyordu ve görüntü muhteşem oluyordu. Kapıyı uzaktan biraz seyrettikten sonra hemen yanıbaşında yer alan Itsukushima Shrine, yani tapınağa geçtim. Kedi merakımla öğrendiklerim, bu tapınağın aslında güverte şeklinde olduğu ve suyun üzerine inşa edildiğiydi, çünkü eskiden adanın kutsallığı bozulmasın diye din adamlarından başka kimsenin bu adaya ayak basmasına izin vermiyorlarmış. Adaya gelenler sadece yüzen kapıdan yaklaşabiliyorlarmış ve ibadetlerini kayıklar üzerinde yapıyorlarmış. Günümüzde adanın kutsallığı devam ediyor ama insan ayaklarının adayı kirlettiğine artık inanılmıyor. Bu yüzden adaya çok sayıda turist geliyor ve sürekli kalabalık. Tapınakta yürüdükçe gerçekten bir güverte şeklinde inşa edildiğini farkettim. Tapınağın ibadet bölümü 6.yüzyılda, diğer bölümler ise 12.yüzyılda inşa edilmiş. İbadet tapınağı ve sonradan eklenen diğer bölümler birbirlerine 300 metre uzunluğundaki kırmızı koridorlarla bağlanmış. Kenarlara astıkları ibadet çanları tapınağa ayrı bir güzellik katmıştı. Bu ortam çok hoşuma gitmişti. Kendime uygun bir köşe bulup biraz kıvrılıp oturmaya ve gelen geçeni izlemeye karar verdim, üstüme değişik kokular sinmiş gibiydi, biraz da yalanıp temizlenmeli ve dinlenmeliydim.
Itsukushima’da yalanıp temizlenirken uykuya dalmışım. Uyandığımda sular yükselmişti, kapı denizin ortasında görünüyordu ve manzara muhteşemdi. Kapının sular çekildiğinde ve yükseldiğindeki her iki manzarasını da izlemiş olmaktan son derece memnundum. Biz kediler hayatın her anının tadını çıkarmakla ünlüyüzdür bilirsiniz, ben de Miyajima Adası’na bunun için gitmiştim. Oranın en ünlü tapınağını ve kapısını görmek, tapınakta güzel bir uyku çekmek bana çok iyi gelmişti. Miyajima, bir tapınaklar adası olduğu için burada pek çok Budist tapınağı bulunuyordu. Ben bunların içinde bir de Toyokuni Shrine yani Beşli Pagoda’yı gezdim.
Miyajima Adası Japonya’nın en dini adası olması dışında muhteşem doğasıyla da ünlü. Adanın en yüksek yeri 535 metre yükseklikteki Misen Dağı. Buraya hem teleferikle, hem de yürüyerek çıkanlar vardı. Birkaç değişik yürüyüş rotası olması, buralara doğa yürüyüşü yapmaya gelenleri mutlu ediyordu, yani hem kültürel bir gezi, hem de doğa sporu yaparak bir taşla iki kuş vuruyorlardı. Uzun bir yürüyüş sonrası Misen Dağı’nın zirvesine varıyorlarmış ve orada karşılaştıkları manzara insanları büyülüyormuş. Zirvede bir de seyir terası bulunuyormuş, bu terastan çok sayıda Japon adasını ve Hiroşima’yı seyretmek büyük bir zevkmiş. Ben tapınaklarda mayışmaktan Misen Dağı’nın zirvesine çıkacak vakit bulamadım ama duyduklarımı size aktarıyorum.
Miyajima Adasında dini mekanların yanısıra gezilecek görülecek başka yerler de var tabii ki. Japon bahçe süsleme sanatına örnek olabilcek güzel parklar, bir takım müzeler ve bir de küçük akvaryum var. Ama adaya gelenler en çok Itsukushima Shrine’ı gezmeye geldikleri için bu sözünü ettiğim yerler genelde ikinci planda kalıyor. Ayrıca, en zevkli şeylerden birisi de her türlü hediyelik eşyanın, yöresel yemeklerin ve kıyafetlerin satıldığı hareketli ada sokaklarını gezmek. Ben Miyajima’yı günübirlik gezdim ama gezgin kedi merakımla geceyi adada geçirmek isteyenlerin nerelerde kalabileceklerini de öğrendim. Burada oteller mevcut ama Japon kültürüyle daha içiçe olmak istiyorsanız, geleneksel Japon konukevleri olan “ryokan”larda da kalabilirsiniz. Buralarda “tatami” adı verilen yer yataklarında uyuyabilirsiniz. Geceleyin adayı ışıklar altında göreceğiniz güzel bir tekne turuna katılabilirsiniz.
Gezgin kedi olarak, bu güzel adayı bir günde mümkün olduğunca gezdim, tabii ki bazı yerleri elemek zorunda kaldım ama adadan ayrılırken çok mutluydum çünkü Japonya’nın en çok sözü edilen üç yerinden birini daha görmüştüm. Dönmek üzere tekrar feribot iskelesine giderken, beni adaya geldiğimde karşılayan geyikler bu defa uğurlamak üzere gelmişlerdi ve ben artık onlardan hiç korkmuyordum. Karşılarında durup, gözlerimi süzerek onlara baktım, kuyruğum yukarıda hafif hafif sağdan sola sallayarak çok güzel bir adada yaşadıklarını söyleyip onlara veda ettim.
Küçük Bey Çin, Shanghai’daki öğrencilik hayatımda evlat edindiğim Küçük Bey’in ...
Brezilya’da yapılan bir araştırma, her 10 kediden 1'inin yalnız bırakıldığında sorunlu ...
52 yaşında olan İngiliz Michel Heritage ile birlikte yaşayan kedi Rubble, 31 yaşında hayata ...
26 yaşındaki Boston sakini Sarah Bohan, Chicago Maratonu’nda yarışan bir maraton koşucusu. ...
Efsanenin aksine, kediler 9 canlı değildir. Onlar da hastalanır veya her zaman dört ayak ...
Araştırmacılar, küresel ısınmayla mücadeleye kedi kumunun yardımcı olabileceğini ortaya ...
ABD Başkanı Joe Biden ve First Lady Jill Biden, yeni bir kedi sahiplendi. Willow adı verilen ...
ABD’nin Kaliforniya eyaletinde devriye sırasında bir tavşanı fark eden polis memuru, ...
İngiliz Kısa Tüylü kedisi, 2001 yılında Kedi Yetiştiricileri Birliği Yönetimi tarafından ...
SemtPati Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı İpek Kıraç, milletvekillerine çağrıda bulunarak, ...
TBMM Tarım, Orman ve Köyişleri Komisyonu Başkanı Yunus Kılıç, önümüzdeki günlerde ...
Kedinizin her gün kaç saat uykuya ihtiyacı olduğunu veya yavru kedilerin iyi uyumasının ...
AKP Grup Başkanvekili Özlem Zengin, hayvanlara yönelik eziyet, kötü muamele, öldürme gibi ...
Ankara Esenboğa Havalimanı’nda araç içerisinde sahibi tarafından kilitli bırakılan kedi, ...
Kediler, köpekler kadar çiğneme konusunda bir üne sahip olmasa da, bu kedilerin yaramazlık ...
Kedici Dergisi olarak; hiçbir karşılık beklemeden hatta bazı kesimlerden gelen olanca ...
Tekirdağ Tarım ve Orman Müdürlüğü ekipleri, il genelinde kedi ve köpeklere yönelik aşı ...
Oturur pozisyonda bir kolunu kaldırmış, pençesiyle müşteri veya kısmet çağırdığına ...
Bir kedinin mutlu olup olmadığını söylemek her zaman kolay değildir. Bazı kediler ...
Kedici Ressam Sedef Yılmabaşar, 19 Ekim’de 17. kişisel sergisiyle Cef Sanat Galerisinde ...
Sakarya Üniversitesi’nde güvenlik görevlileri sayesinde yağmur altında ölmek üzereyken ...
İnternetin sınırsız bilgisi, kedi sahiplerini zaman zaman umut dolu ama bir o kadar da ...
Evcil dostların zamanla sahiplerine benzediğini söylüyorlar.. Bu düşünceyi neredeyse ispat ...
Kedinizin oyun oynamadığını ve uzun saatler uyuduğunu fark ettiniz. Elbette bu davranışı ...
Pek çok insan için de tekir kedi cinsi sokak kedileri anlamına gelir. Tekir kedi denildiği ...
Cat Hospital Kedi Hastanesi Başhekimi Vet.Hek. Süleyman Seringen, Kedici okurları için ...
Ciddi yaralanmalardan kaçınmak için kavga eden kedileri mümkün olan en kısa sürede ...
“Unutmayın evde klinik olarak tespit ettiğiniz en önemli konu olan iştahsızlık hastalık ...
ABD’deki Carrol Üniversitesi’nin yaptığı araştırmaya göre kediciler köpek severlere ...
6 - 8 Ekim’de yapılan Kedi Hekimliği Kongresinde Radyo Programı sunucusu olan Fahir ...
Habeş kedisi, ince yapılı, orta boylu, sivri ve nispeten büyük kulakları olan bir kedidir. ...
Tüm kediciler, evcil dostların ailenin bir parçası olduğunu bilir. Ancak ...
Kedilerde 'Rinit' olarak da bilinen tıkalı burun oldukça yaygın rastlanan bir ...