ÖZGÜR ÖZEL İle ZAFER ÜZERİNE Bir Kediden Fazlası

ÖZGÜR ÖZEL İle ZAFER ÜZERİNE
Bir Kediden Fazlası

Siyasetin içinde bile vicdanın ve merhametin kendine bir yer bulabildiğini görmek insana umut veriyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ile, partisinin genel merkezinde birlikte yaşadığı kedisi Zafer üzerine samimi bir sohbet gerçekleştirdik. Bu sadece bir kedi hikayesi değil; bir dostluk, bir başlangıç ve belki de bir ülkenin yeniden vicdanla buluşma umudu.

Bir Gece, Dört Yavru ve Bir “Zafer”

– Sayın Özel, Zafer’in hikayesiyle başlayalım. Nasıl tanıştınız onunla?

31 Mart seçim gecesiydi. O akşam, 47 yıl sonra ilk kez bir seçimi kazanmıştık. Gece yarısı İzmir Narlıdere’nin yeni seçilen Belediye Başkanı Erman Başkan (Erman Uzun) beni görüntülü aradı. Henüz mazbatasını bile almamıştı ama sokakta terk edilmiş dört yavru kedi bulmuşlardı.

Ekranda dört küçük yavru vardı. “Bunları sokağa atmışlar,” dedi. Zafer’e birden gözüm takıldı, “o olsun,” dedim. Erman Başkan, “Tamam genel başkanım, ben bakacağım, getireceğim,” dedi. Üç hafta sonra Zafer geldi.

Zafer ile 31 Mart gecesi, yollarımız kesişti. 31 Mart, bir seçim zaferinin yanı sıra bir dostluğun da başlangıcıydı.

O gecenin adı “Zafer”di, onunki de öyle oldu.

Zafer, bir seçim gecesinin değil; bir yenilenmenin, bir umudun hikayesidir.

Sokağın Çocuğu, 

– Zafer bir sokak kedisi olduğunu biliyorum ama Scottish Fold görünümü taşıyor. Bu konuda bazı hayvanseverlerin “cins kedi sahiplenildi” eleştirileri oldu. Ne dersiniz?

Bu konuda yanlış bir algı oluşmasını istemem. Zafer ve kardeşleri, bir kutunun içinde sokağa bırakılmış halde bulundu. Yani göz göre göre, kaderlerine terk edilmiş dört yavru… Kim bıraktı, neden bıraktı, ne yaşandı bilmiyoruz.

Belki evde doğmuşlardı ve “başımıza dert açmasınlar” diye kapının önüne bırakıldılar.

Belki biri bakamayacağını anlayıp “biri bulursa kurtarır” umuduna sığındı.

Belki de kötü niyetli bir üretimin sonunda, işe yaramadığı düşünülen yavrular gibi bir köşeye atıldılar.

Ne olursa olsun, ortada kesin olan tek bir gerçek var: Zafer, sokağın acımasızlığıyla yüzleşmiş, terk edilmiş bir yavruydu.

Kıvrık kulak yapısı, onun “cins” olduğunun değil; doğada zaman zaman karşımıza çıkan genetik bir farklılığın sonucu da olabilir. Sokakta bulunan kedilerde böyle sürprizler görülebiliyor. Zafer’in görünüşü onun sokak kökenini değiştirmiyor.

“Zafer’i özel yapan kulakları değil; bir kutudan çıkıp yeniden hayata tutunmuş olması.”

O yüzden “Bizim Zafer, sokağın çocuğu,” diyorum. Cins kedi gibi görünse de kaderi sokağın acımasızlığıyla şekillenmişti. Bence bu, hem genetik çeşitliliğin hem de sokakların bize bıraktığı bir armağan.

– Nasıl bir karakteri var Zafer’in?

Kendine özgü bir yapısı var. Bazen yanımda duruyor, bazen Gülen’e (Gülen Göksu Ercan CHP Genel Başkan Özel Kalemi) gidiyor. Kimin moralinin bozuk olduğunu hissediyor. Bazen “destek olmalıyım” diyerek gelip sessizce masanın üzerine oturuyor, bazen sadece sessizce yanımda duruyor. Gülen’e gideceği zamanı bile bilinçli seçiyor sanki.

Kedi tüylerine alerjisi olan Genel Başkan Yardımcımız Gökçe Hanım (Gökçe Gökçen) bile Zafer’i görmeden duramıyor. Çünkü Zafer herkese dokunuyor. Sokaktan gelmesine rağmen hiç korkak değil, kimseye tırmalamaz, saldırmaz. İnsan ayırt ediyor, her gelenle tanışıyor, kokluyor, selam veriyor. Uzun süre genel merkezde olmazsam döndüğümde kapıda bekliyor. Ama Gülen’e bir hafta izin verirsek, döndüğünde surat asıyor. Gerçekten küsüyor. 

Bence Zafer’in aklında bir insan mantığı var. Bir keresinde sert bir toplantıda masanın üstüne atladı. “Zafer olmasaydı kriz çıkardı,” dedim gülerek. Gerçekten ortamı yumuşattı.

Bir Kediden Fazlası…

– Telefonunuzun ekranında bile Zafer var. Kedici olmak sizin için ne ifade ediyor?

Ben aslında 25 yıl önce de kedici sayılırdım. O zaman bir kedimiz vardı, adı Nesli’ydi. Ama o yıllarda hamilelikte kediler toksoplazma riski nedeniyle tehdit olarak görülüyordu. Oysa şimdi biliyoruz ki gerekli önlemler alındığında hiçbir risk yok.

O dönemki yanlış bilgi yüzünden kedimizi geri vermek zorunda kalmıştık. Bu hep içimde bir yaraydı. Belki de Zafer, o eksikliği tamamladı.

Kediler özgürdür ama mesafelidir, bağımsızdır ama sevdiklerine bağlıdır. Aslında siyasette de böyle bir denge gerekir. Kedilerle yaşamak insanın vicdanını diri tutar. Bir liderin vicdanını diri tutan şey, insana ve hayvana aynı değeri verebilmesidir.

Zafer Diplomasisi

– Zafer’in bir “parti kedisi” olarak uluslararası tanınırlığı da var sanırım.

Evet. Almanya Sosyal Demokrat Partisi’nin lideri Lars Klingbeil’le bir görüşmemizde eşiyle konuşurken “Özgür’ün parti kedisi Zafer’den haberimiz var,” demişti.. 

Biz de arada Zafer’in fotoğraflarını paylaşıyoruz kendisiyle. Almanya ile “Zafer diplomasisi” diyebileceğimiz bir dostluk doğdu. Zafer’in fotoğrafları Berlin’den Ankara’ya uzanan bir dostluk köprüsüne dönüşmüş durumda. Bir kedinin fotoğrafı bile iki ülke arasında sıcaklık kurabiliyorsa, dünya hala kurtarılabilir.

Korkuya Değil, Vicdana Dayalı Bir Çözüm

– Türkiye’de sokak hayvanları konusu son dönemde büyük tartışma yaratıyor. Sizce çözüm nedir?

Şunu net söyleyeyim: Biz öldürmeden çözüm bulmuş ilk ülke olabiliriz. Çünkü öldürmek çözüm değil, sadece sorunu öteliyor. Amerika’da ve Avrupa’da her yıl milyonlarca hayvan uyutuluyor ama sayı azalmıyor. Biz başka bir yol izlemek zorundayız.

Çözüm çok net: Ülke çapında, eş zamanlı, bilimsel temelli bir kısırlaştırma programı. Bununla birlikte kayıt, çip, denetim ve eğitim ayağını da kurmak şart. Tarım ve Orman Bakanlığı’nın elinde bu imkân fazlasıyla var. Dağ keçilerine bile küpe takabiliyorlarsa, ülke genelinde köpek ve kedileri kayıt altına almak da mümkündür.

CHP olarak biz bu konunun faili değil, mağduruyuz. İktidar, belediyelere görev verip bütçe bırakmadı. Ama buna rağmen biz elimizden geleni yapıyoruz. Uygun olmayan, etik dışı toplama girişimlerini denetliyoruz, kontrol ve müdahale ediyoruz. Amacımız, sokak hayvanlarını tehdit değil, toplumun bir parçası haline getirmek.

Bizim vizyonumuz, korkuya değil vicdana dayalı bir çözümdür. Çünkü bir ülkede hayvanlar güvende değilse, insanlar da değildir.

MAYIS: Korkudan Sevgiye  Uzanan Bir Yol

– Mayıs adında bir köpeğiniz daha var. O nasıl dahil oldu aileye?

Burdur’daki bir saha çalışmasında biri elinde koliyle geldi, içinde küçücük bir yavru vardı. “Bu da sizin olsun,” dedi. 1 Mayıs doğumluymuş, adı da oradan geldi.

Zafer baskın bir karakter ama Mayıs’la iyi anlaşıyorlar. Birlikte oynuyorlar ama bazen Mayıs sevgi gösterisi olarak Zafer’i yalıyor o da fazla ıslandığında rahatsız olup köşesine çekiliyor. Mayıs, erkeklerden korkan, belli ki geçmişinde kötü şeyler yaşamış bir köpekti. Şimdi Zafer’in yanında güveni yeniden öğreniyor.

Bir kediyle bir köpek yan yana durabiliyorsa, biz insanlar da durabiliriz.

Şero’dan Zafer’e

– Son olarak, Zafer bugün sadece bir partinin değil, bir umudun simgesi haline geldi. Sizce bu ne anlama geliyor?

Cumhuriyet Halk Partisi’nin tarihinde zaten bir kedicilik geleneği var. Biliyorsunuz, Şeromuz vardı. Bu binada 21 yıl yaşadı, herkesin sevgilisi oldu. Şero’nun ardından gelen Zafer, o mirasın devamı. Şimdi genel başkan katında, gelen herkesin ilk selamlaştığı o. Artık sadece bir kedi değil; değişimin, yenilenmenin, gençleşmenin, bir vicdan çağrısının sembolü.

“Zafer bizimle birlikte ülkenin değişimini izliyor,” diyor Özel. 

“İnanıyorum ki, iktidar olduğumuzda Zafer ve onun temsil ettiği merhamet dili, Türkiye’de hayvan hakları konusunda yeni bir dönemin başlangıcı olacak.”


Röportaj: Dr. Tarkan Özçetin

Kedici Dergisi Özel Sayı

09/02/2026

Keditörün Önerisi

Kedinizin İsmi Ne Olsun?

28.10.2022

Kedinizle bir yola çıktınız, artık beraber yaşamaya karar verdiniz. Ama bir şey eksik minik ...

Kediler Alemi

Kedilerde Tüy Bakımı

02.11.2021

Kediler kedi kendilerini temizleyen canlılardır. Her ne kadar temiz olsalar da tüylerinin ...