Kampüste Güvenlik Değil Vicdan Krizi

Kampüste Güvenlik Değil Vicdan Krizi

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi’nde yaşananlar, mesleğin etik sınırlarını zorlayan bir kırılma noktasıdır.

Ankara Üniversitesi Veteriner Fakültesi kampüsünde yıllardır yaşayan köpeklerin toplatılmasıyla ortaya çıkan tablo, basit bir “idari tasarruf” ya da “güvenlik önlemi” olarak geçiştirilemez. Bu yaşananlar, hayvan refahını öğretmesi gereken bir kurum açısından ciddi bir ayıptır ve açık söylemek gerekir ki mesleğimiz adına yüz kızartıcıdır.

Bu fakülteden mezun olmuş bir veteriner hekim olarak söylüyorum: O kampüsün hafızasında bu hayvanlar vardı. Gece geç saatlerde ders çalışan öğrencilerin peşine takılan, kimseye saldırmayan, yıllar içinde fakültenin doğal parçası haline gelmiş köpeklerdi bunlar. Ne istilacıydılar ne de kontrolsüz. Orada doğmuş, orada yaşamış, oranın ritmine uyum sağlamış canlılardı. Onları bir gecede “tehdit” başlığı altına sıkıştırmak, gerçeği çarpıtmaktır.

Güvenlik kavramı bu kadar ucuzlatılamaz. Güvenliği, en savunmasız olanı ortamdan uzaklaştırarak sağladığını düşünen bir yaklaşım ne bilimsel ne etik ne de veteriner hekimlik bakışıdır. Tekil olaylar üzerinden toplu cezalandırma uygulamak çözüm değildir; bu, sorumluluktan kaçmaktır. 

Asıl yapılması gerekenler bellidir: Davranış değerlendirmesi, yerinde rehabilitasyon, kısırlaştırma, koruyucu hekimlik ve sürdürülebilir kampüs yönetimi. Bunlar işletilmediyse, sorun köpeklerde değil, sistemi işletemeyenlerdedir.

Veteriner hekimlik, en kolayı seçip canlıyı ortamdan uzaklaştırma mesleği değildir. Bizim işimiz yaşatmanın yollarını aramak, birlikte yaşamı mümkün kılmak, bilimle ve vicdanla çözüm üretmektir.

Topluma kedi köpek sevgisi aşılaması gereken, yarının hekimlerini yetiştiren bir fakültenin kampüsünde yaşananlar kabul edilemez. Bu tablo, hem mesleki hem de ahlaki bir çöküşü işaret eder.

Daha da kaygı verici olan ise meslek örgütlerinin sessizliğidir. Veteriner hekimliğin etik duruşunu temsil etmesi gereken kurumların, yaşananlar karşısında suskun kalması bu utancı daha da derinleştirmektedir. Hayvan refahı söz konusu olduğunda, özellikle de olayın merkezinde bir veteriner fakültesi varken, “görmedim, duymadım, bilmiyorum” çizgisi kabul edilemez.

Bu nedenle, mesleki itibarı ve etik duruşuyla örnek olması gereken tüm veteriner hekim örgütlerini açıkça tutum almaya çağırıyorum. 

Hayvan refahını ve toplum güvenliğini birlikte gözeten, bilimsel ve vicdani bir çerçevede yapılacak net bir kamuoyu açıklaması artık bir tercih değil, bir zorunluluktur. Bu yalnızca kamuoyunu değil, meslektaşlarımızın vicdanını da bir nebze olsun rahatlatacaktır.

Sessizlik, bu yaşananlara ortak olmaktır. Bugün susanlar, yarın veteriner hekimliğin neyi temsil ettiğini anlatmakta çok daha zorlanacaktır. Bu mesele bir kampüs meselesi değil, mesleğimizin onur meselesidir.

Sevgi ve saygılarımla 
Dr.Tarkan Özçetin

04/02/2026

Keditörün Önerisi

Kediler Alemi

Bin Yıllık Kedi Mumyası

29.03.2022

Tarihi kültürel zenginlikleriyle Kapadokya'ya açılan kapı olan ve Orta Anadolu ve ...

Kedinizi Strese Sokan 5 Durum

05.10.2022

Kediler, duyuları ve sezgileri güçlü canlılardır. Hassas duyu organlarıyla çoğu kokuyu ve ...

BİR MUCİZEDİR PATİLER

02.09.2023

Kedilerin fizyolojik özellikleri insanlarda ilgi uyandırır. Esnek ve atletik vücut yapıları ...

Kedinizi Tanıyor Musunuz?

17.01.2023

Yetişkin kedilere dört çeşit uyarıcının mama, oyun, koku ve insanla ilişkisi sunulduğu bir ...

Kedilerin Vücut Kokusu

18.11.2022

Tüm kediciler biliyor ki kediler temiz canlılar! Kendilerini yalayarak temizlerler. Bu sebeple ...