Tayland’ın Kedileri: Tapınakların Tepesinde, Pazarların Gölgesinde

Tayland’ın Kedileri: Tapınakların Tepesinde, Pazarların Gölgesinde

Bangkok’un neon ışıklarından Phi Phi’nin kumsallarına uzanan bir yolculukta, Tayland’ın kedileri sessizce hayatlarını sürdürüyor. Kimi tapınakların en tepesinde huzuru bulmuş, kimi gece pazarlarının gürültüsünde bir kap suya muhtaç. Gezgin Kedici bu kez sıcakla, sessizlikle ve kedilerle dolu bir ülkenin izinde.

Türkiye’den Tayland’a giderken, uçak saatler boyunca bulutların üzerinde süzülüyor. İstanbul’dan Bangkok’a yaklaşık 7.500 kilometrelik bir yol… Coğrafya yavaş yavaş değişiyor; serin Akdeniz rüzgarları yerini tropik sıcaklara, düz şehir manzaraları yerini palmiyelere bırakıyor.

Bangkok’un karakteri karmaşık: bir yanda gökyüzünü delen modern binalar, diğer yanda yüzyıllardır orada duran altın kaplı tapınaklar. Sokaklarda motosiklet korosu, tezgahlarda baharatlı yemekler, su kanallarında tekneler… Ve tüm bu gürültünün arasında, neredeyse fark edilmeden dolaşan kediler.

Tayland’da kedinin ayrı bir yeri olduğu söylenir. Tapınaklarda bile yerleri vardır, insanlar genelde sevgiyle yaklaşır. Ancak şehir büyüdükçe, kalabalık arttıkça sokak kedilerinin yaşamı da zorlaşmış. İşte bu yazı, Türkiye’den yola çıkıp Tayland’da karşıma çıkan o kedilerin sessiz hikayesi.

Tayland’da ilk dikkatimi çeken şey, kedilerin burada da insanların gölgesi gibi yaşamalarıydı. Her yerdeydiler ama bir yandan da görünmez gibiydiler. Bangkok’un karmaşası, motor sesleri, kavurucu sıcak ve yemek kokularının arasında, kediler birer hayalet gibi süzülüyordu.

Gece pazarlarında onları genellikle tezgahların arkasında, plastik sandalyelerin arasında, insanların ayakları arasında kıvrılmış halde gördüm. Yorgun ve zayıf… Oysa çevrede her tür yiyecek vardı; et kokusu, balık kızartması, tütsü dumanı. Ama kediler belli ki bu bolluktan pay alamıyorlardı.

Mama ya da su kabı neredeyse hiç yoktu. Tayland’ın sıcağında suyun bu kadar az oluşu düşündürücüydü. Birkaç kez, klimadan damlayan suyu biriktirmek için kesilmiş plastik şişeleri fark ettim. Kediler sırayla yaklaşıp onlardan su içiyordu. Şehrin kalbinde, neon ışıklarının altında yaşam mücadelesi buydu. Elbette gerekeni yaptım sevgili Kediciler, şehrin o anki imkanlarıyla, onlara su verdim.

Bangkok’un dışında, tapınaklara doğru ilerledikçe tablo yavaşça değişti. Tapınakların bahçeleri sessizdi ve burada kediler sanki başka bir dünyaya aitti. Onları genellikle tapınaklara komşu yüzyıllık bir ağacın en tepesinde, Buda heykellerinin yanında, altında, üstünde ve sütunların gölgesinde gördüm.

Bir tapınakta dev bir ağacın en yüksek dalında oturan bir kedi vardı; rüzgarda hafifçe sallanan dalların arasında, sanki tüm tapınağın sessiz rehberiydi.

Tayland’ın kedileri tapınaklarda hep yukarıdaydı, sanki yüksekte olmak onlara hem huzur hem görünmezlik sağlıyordu. Her yerde olduğu gibi en tepede kendi krallıklarını kurmuşlar gibi hissettiren tapınakların büyüsü hala aklımda bir yerlerde.

Sonra adalara geçtim. Denizin rengiyle birlikte kedilerin hali de değişti. Phi Phi’de, sıcak aynıydı ama yüzlerdeki ifade farklıydı; kediler toktu, tüyleri parlaktı. Hepsi tasmalıydı; kimi renkli bir ip, kimi küçük bir çan, kimi minik bir deniz kabuğu taşıyordu boynunda.

Ve şaşırtıcı bir ayrıntı: “Siyam kedilerinin memleketi”nde, bir tane bile klasik siyam kedisi görmedim. Tayland’ın kedileri artık başka ırkların arasında kaybolmuş gibiydi. Belki de ülkenin kendi dönüşümünün bir yansımasıydı bu; köklerini içinde taşıyan ama yüzü dünyaya dönük bir halk gibi, kediler de başka formlara bürünmüşlerdi.

Bu, sahipli olduklarının ya da en azından birilerinin onlara göz kulak olduğunun sessiz bir işaretiydi. Akşamları restoranların arasında dolaşıyor, kimin sandalyesinin altına kıvrılacaklarına kendileri karar veriyorlardı. Bazıları bar tezgahının üstünde uyuyor, bazıları teknelerin kenarında denizi izliyordu.

Burada kediler, sanki adaların ritmini çözmüş gibiydi, kimseye ait değillerdi ama herkes onları tanıyordu.

Tayland’ın kedileri, güneşin altında gölge arayan, kalabalığın içinde sessizlik bulmaya çalışan küçük ruhlar gibi. Kimi tapınağın mermer basamağında, kimi bir marketin arkasında, kimi deniz kıyısında... Hepsi aynı şeyi arıyor gibi: biraz su, biraz gölge, biraz sevgi.

Gezgin Kedici’nin Notu:

Tayland’ın kedilerine bakınca şunu düşündüm: Her biri kendi yolunu bulmuş, kendi ritmini tutturmuş. Zor da olsa bir şekilde devam ediyorlar. Bu da bana iyi geldi; çünkü hayat bazen tam da böyle; küçük adımlarla da olsa ilerlemeye devam ediyor.


Işıl Aykan Atmaca

Kedici Dergisi 

Keditör

15/01/2026

Keditörün Önerisi

Oyuna Davet

13.01.2023

Kabul edelim, kediler genellikle uykuya düşkünlükleriyle bilinirler. Köpeklere kıyasla enerji ...

İlk Kedi Okulu Açıldı

06.12.2021

Ekvador’da ilk kez yavru kedilere eğitim vermek amacıyla Kinder Para Gatitos isimli bir kedi ...

Kediler Alemi

2 Kedi, 1 Evde

21.11.2022

Kedilerin sevimli olduğunu inkar etmek mümkün değil. Yumuşak, sevimli, enerji doludurlar. ...

Selkirk Rex

04.03.2022

Kıvırcık tüyleriyle dikkat çeken Selkirk Rex cinsi kedilerinin, bıyıkları bile ...