Gaziantep’te sokak hayvanlarını gönüllü hayvan dostları sahipleniyor
03.09.2024Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Köpek Barınağı ve Rehabilatasyon Merkezi’nde bakım ve ...
Kamuoyunun Bilgisine ve Dikkatine,
Geçtiğimiz hafta Şanlıurfa'daydım. Türkiye'nin farklı bölgelerinden gelen yaklaşık altmış veteriner hekimle bir araya geldik. Meslek toplantılarının en önemli tarafı, sahada yaşanan gerçek sorunların resmi raporlardan çok daha önce konuşulmaya başlanmasıdır. Gün içinde birçok konu gündeme geldi. Ancak bir süre sonra sohbetlerin ortak bir başlık etrafında toplandığını fark ettim.
Farklı şehirlerden gelen meslektaşlarımın önemli bir bölümü, Hindistan menşeli Raksharab isimli kuduz aşısı sonrasında karşılaştıkları ciddi reaksiyonlardan söz ediyordu.
Bazıları anafilaktik şok vakaları gördüğünü anlatıyor, bazıları ise aşı uygulamasını takip eden kısa süre içinde kaybettikleri kedi ve köpeklerden bahsediyordu.
Bu konuyu Mayıs ayında sosyal medyada duymuştum. İlk anda bunun bölgesel bir sorun ya da birkaç münferit olay olabileceğini düşünmüştüm.
Ancak Şanlıurfa'da duyduklarım ve aynı hikâyeyi birbirinden bağımsız birçok meslektaşımdan dinlemem, konuyu yeniden ele almama neden oldu.
Otuz yılı aşkın süredir veteriner hekimlik yapıyorum. Bu süre içinde sayısız ilaç, aşı ve ürün tartışmasına tanıklık ettim. Bu nedenle duyduğum her iddiaya hemen inanmak yerine araştırmayı tercih ederim. Şanlıurfa dönüşünde ben de bunu yaptım. Önce internet üzerinde kısa bir tarama gerçekleştirdim. Karşıma çıkan tablo beklediğimden çok farklıydı. Çünkü ortada birkaç sosyal medya paylaşımından çok daha büyük bir dosya bulunuyordu.
İlk dikkatimi çeken konu, hayvan sahiplerinin yaptığı şikâyetler oldu.
Şikayetvar platformunda Raksharab ile ilgili çok sayıda kayıt bulunuyordu.
Daha da önemlisi bu kayıtlar yalnızca Mayıs ayı ve sonraki haftalara ait değildi. Tarihler geriye doğru incelendiğinde benzer şikâyetlerin aylar öncesine kadar uzandığı görülüyordu.
Kusma, solunum güçlüğü, aşırı halsizlik, bayılma, şok tablosu ve ölüm iddiaları farklı şehirlerden gelen başvurularda tekrar tekrar karşımıza çıkıyordu. Elbette internet üzerindeki her şikâyet doğru kabul edilemez. Ancak yüzlerce benzer anlatımın aynı ürün etrafında toplanması artık göz ardı edilemeyecek bir durumdu.
Araştırmayı derinleştirdikçe konunun yalnızca hayvan sahipleri arasında konuşulmadığını gördüm.
Veteriner Hekimler Derneği ve Bursa Veteriner Hekimler Odası tarafından yapılan açıklamalarda, Raksharab uygulamalarını takiben gelişen anafilaktik şok vakalarına ilişkin bildirimlerin arttığı belirtiliyor ve Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan açıklama talep ediliyordu. Ardından konunun ulusal basına taşındığını gördüm.
Daha sonra ise Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne verilen soru önergesine ulaştım. Artık karşımızda birkaç sosyal medya paylaşımı değil, meslek örgütlerinin, basının ve milletvekillerinin gündemine girmiş ciddi bir kamuoyu tartışması vardı.
İşte tam bu noktada benim için asıl soru ortaya çıktı: Eğer ortada bu kadar yoğun bir tartışma varsa, neden kamuoyu yeterince bilgilendirilmemişti? Kaç advers etki bildirimi yapılmıştı? Bu bildirimlerin kaçı değerlendirilmişti? Kaç ölüm vakası resmi kayıtlara geçmişti? Kaç nekropsi gerçekleştirilmişti? Ürünlerin lot numaraları üzerinden bir inceleme yapılmış mıydı?
Türkiye'ye giren seriler üzerinde bağımsız analizler gerçekleştirilmiş miydi? Şüpheli olduğu öne sürülen serilerle ilgili herhangi bir tedbir alınmış mıydı? Bu soruların hiçbirine kamuoyunun ulaşabildiği net cevaplar bulamadım.
Daha da önemlisi, aylar boyunca biriken şikâyetler, veteriner hekimlerin bildirimleri, meslek örgütlerinin çağrıları ve TBMM'ye kadar taşınmış bir dosya ortadayken, Tarım ve Orman Bakanlığı'nın kamuoyunu aydınlatacak kapsamlı bir açıklama yapmamış olması kabul edilebilir değildir.
Kamuoyu bugün hâlâ kaç advers etki bildirimi yapıldığını bilmiyor. Kaç ölüm vakasının incelendiğini bilmiyor. Kaç nekropsi gerçekleştirildiğini bilmiyor. Hangi serilerin mercek altına alındığını bilmiyor. Çünkü bu bilgiler paylaşılmıyor.
Şimdi sıkı durun; araştırma sırasında dikkatimi çeken ikinci konu ise aynı üretici çevresiyle ilişkili insan kuduz aşısı Abhayrab oldu.
Türkiye'de yıllarca kullanılan bu ürünle ilgili olarak 2025 yılında Hindistan'da sahte seri soruşturmaları yürütülmüş, uluslararası sağlık otoriteleri çeşitli uyarılar yayımlamıştı.
Ancak kuduz aşıları gibi hayati öneme sahip ürünlerde ortaya çıkan her güvenlik tartışmasının son derece ciddiyetle ele alınması gerektiğini göstermesi açısından dikkat çekicidir.
Türkiye, aynı üreticinin insan kuduz aşısı Abhayrab'ını yıllarca kullanmış ve hatta dünyadaki en büyük ithalatçılarından biri olmuştur.
2025 yılında Hindistan'da sahte Abhayrab serileri nedeniyle uluslararası sağlık uyarıları yayımlanmışken, bugün Raksharab ile ilgili yüzlerce şikâyet ve çok sayıda veteriner hekim bildirimi karşısında kamuoyunun ayrıntılı biçimde bilgilendirilmemesi soru işaretlerini daha da artırmaktadır.
Burada özellikle altını çizmek istediğim bir nokta var. Bu yazı bir aşı karşıtlığı yazısı değildir. Kuduz aşıları hem hayvan hem insan sağlığı açısından vazgeçilmezdir. Aynı şekilde bu yazı herhangi bir ülkeye ya da üretici firmaya yönelik peşin hüküm de içermemektedir.
Ancak ortada çok sayıda veteriner hekimin dile getirdiği, hayvan sahiplerinin şikâyet ettiği, meslek örgütlerinin açıklama yaptığı ve TBMM'ye kadar taşınmış bir dosya varsa, bunun görmezden gelinmesi de mümkün değildir.
Bugün cevap bekleyen soru Raksharab'ın suçlu olup olmadığı değildir. Bugün cevap bekleyen soru, bu kadar yoğun şüphe ve bildirim karşısında hangi incelemelerin yapıldığı ve sonuçlarının neden kamuoyu ile paylaşılmadığıdır. Eğer ürün güvenliyse bunun bilimsel verilerle ortaya konulması gerekir. Eğer bir sorun varsa bunun da gecikmeden açıklanması gerekir.
Şayet yapılan incelemeler varsa kamuoyu bunları bilmelidir. Şayet inceleme yapılıyorsa hangi aşamada olduğu açıklanmalıdır. Şayet herhangi bir risk bulunmadığı düşünülüyorsa bunun bilimsel dayanakları paylaşılmalıdır.
Bu nedenle yalnızca Tarım ve Orman Bakanlığı'ndan değil, Sağlık Bakanlığı'ndan da açıklama bekliyoruz.
Çünkü araştırmamız sırasında aynı üretici çevresiyle ilişkili insan kuduz aşısı Abhayrab hakkında da dikkat çekici bilgilere ulaştık.
Raksharab ile ilgili tartışmalar kamuoyunun gündemine girmiş, basında yer bulmuş ve TBMM'ye kadar taşınmış durumdadır.
Buna karşılık, Türkiye'de yıllarca kullanılmış insan kuduz aşısı Abhayrab ile ilgili olarak Hindistan'da yürütülen sahte seri soruşturmaları ve uluslararası sağlık otoritelerinin yayımladığı uyarılar ise kamuoyunda neredeyse hiç tartışılmamıştır.
Elbette Abhayrab ile Raksharab aynı ürün değildir ve birinde yaşanan bir sorun diğerinin de sorunlu olduğu anlamına gelmez. Ancak aynı üretici çevresine ilişkin ortaya çıkan güvenlik tartışmalarının hem veteriner hem de beşeri sağlık açısından bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmesi gerekir. Bu nedenle Tarım ve Orman Bakanlığı'nın Raksharab ile ilgili, Sağlık Bakanlığı'nın ise Abhayrab ile ilgili bildirimler, incelemeler, analizler ve ulaşılan sonuçlar konusunda kamuoyunu ayrıntılı biçimde bilgilendirmesi artık bir tercih değil, sorumluluktur.
Çünkü güven, ancak şeffaflıkla sağlanır.
Ancak hiçbir şey olmamış gibi davranmak, sessiz kalmak ve zamanın sorunu unutturmasını beklemek kabul edilemez.
Çünkü burada söz konusu olan şey bir ticari ürün değil, canlıların hayatıdır.
Veteriner hekimler uyarıyor. Hayvan sahipleri cevap bekliyor. Meslek örgütleri açıklama istiyor. TBMM soru soruyor. Peki yetkililer ne yapıyor?
Bu nedenle bugün sorulması gereken soru şudur: Bu iddialar araştırılana kadar kaç hayvan daha ölecek? Ve eğer ortada gerçekten bir sorun varsa, neden hâlâ tedbir alınmamaktadır?
Şüphe varsa araştırma olmalıdır. Risk varsa tedbir olmalıdır. Kamuoyunun karşısına çıkıp gerçekleri açıklamak ise bir tercih değil, sorumluluktur.
Sessizlik hiçbir zaman çözüm değildir. Bazen sessizlik, sorunun kendisi haline gelir...
Dr. Tarkan Özçetin
Veteriner Hekim
16/06/2026
Gaziantep Büyükşehir Belediyesi Köpek Barınağı ve Rehabilatasyon Merkezi’nde bakım ve ...
Otuz yılı aşkın süredir veteriner hekimlik yapıyorum. Meslek hayatımın büyük bölümü de ...
Öncelikle sizi tanıyabilir miyiz? - Merhaba ben Serjen Altuğ. Love Different markasının ...
Gezgin Fotoğraf Sanatçısı Arif Aşçı, İstanbul’un Sokak Kedileri kitabında ki siyah beyaz ...
Evde fark etmeden kenara koyduğunuz yabancı cisimleri, kediler yutabilir. Örneğin, ip, iğne, ...
Evde kedisiyle yaşayan herkesin bildiği küçük bir rekabet vardır. Kedi kimin kucağına daha ...
Kediler son derece zeki ve meraklı canlılardır. Onları çok seviyoruz! Peki bazı günlük ...
Bir yok oluş, bir yok ediş öyküsü Anadolu Leoparı'na ilk bilimsel “Felis ...
Bilim insanlarına göre, yalnızlığın sineklerdeki küçük bir nöron grubunda ...
Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde geçen yıl açılan "Kedi Köyü", engelli, hamile ve yavru ...
Yapay zekânın sağlık sektörüne faydaları artmaya devam ederken, kediler de bu faydalardan ...
Evinizi bir kedi ile paylaşmaya karar verdiğiniz andan itibaren onları tanımaya başlamanız ...
4 kulaklı doğan kedi büyük ilgi odağı oldu. Mavi Rus cinsi olan kedinin en yakın ...
Afrika yaban kedisi ( Felis silvestris lybica), Afrika’da, Arap Yarımadası’nda ve Güneybatı ...
Doğadaki canlı varlıklar arasında, bitkiler ve hayvanlar da yer almaktadır. Çiçekler, ...
Kedilerin işitme kabiliyetleri insanlardan ve köpeklerden daha iyidir. İnsan kulağı 20 Hz ...
AKP'li Düzce Belediye Başkanı Faruk Özlü, sokak hayvanları ile ilgili düzenlenen yasaya ...
İran'ın başkenti Tahran'daki sıra dışı "Kedi Müzesi" insanların, kediler hakkında daha ...
Şüphesiz ki minik dostlarımızın en sevdiği aktivitelerinin başında uyumak ve oyun oynamak ...
Bazen bir toplumun vicdanı, çıkardığı büyük yasalardan değil; kapısına astığı ...
CHP'li Üsküdar Belediye Başkanı Sinem Dedetaş, sokak hayvanlarına yönelik yeni projelerini ...
İrlanda’nın Dingle yarımadasında bulunan Dingle kasabasına ayak bastığımda öldüm de ...
Bir kafenin iki duvarı arasına sıkışan yavru kedi, çalışanlar tarafından ...
Kediler, köpekler kadar çiğneme konusunda bir üne sahip olmasa da, bu kedilerin yaramazlık ...
St Petersburg kentindeki ünlü Hermitage Müzesi'nin bahçesinde yaşayan kahin kedi Achilles, A ...
Hepsi Kore'de bulunan Seul Ulusal Üniversitesi Nanopartikül Araştırma Merkezi, Gwangju Bilim ...
Minik dostlarımız istisnalar dışında suyu pek sevmezler. Onları stres ve korkuya sürükler. ...
Kediniz ile oyunlar oynamak, yanınıza geldiğinde beklediği sevgiyi ve ilgiyi ona vermek onları ...
Kedilerin mi yoksa köpeklerin mi daha zeki olduğu sorusu hem karmaşık hem de nüanslarla ...
Kedileri kısırlaştırmak, onların uzun vadeli sağlıklarını etkileyen, verdiğiniz en ...
Şirket sahibi, kedilerin moral ve ekip bağlarını geliştirdiğini, çalışanların ...
Endonezya adalarında yaşayan bir tür misk kedisinin dışkısından elde edilen dünyanın en ...
Son 24 saattir ülkemizin dört bir yanından gelen yangın haberleri için derin üzüntü ...