KEDİ SADECE MİYAV DEMEZ
23.02.2011 11:28:35
Tüm dünya şiirinde yer aldığı gibi Türk şiirinde de pek çok şair tarafından kedi-kadın ilişkisi kurulmuştur. Kedinin kucağınızda yatması, o yumuşak haliyle kadın yumuşaklığı arasında benzetmeler yapılmıştır.

Tüm dünya şiirinde yer aldığı gibi Türk şiirinde de pek çok şair tarafından kedi-kadın

ilişkisi kurulmuştur. Kedinin kucağınızda yatması, o yumuşak haliyle kadın yumuşaklığı

arasında benzetmeler yapılmıştır. Sürekli ilgi bekleyen, seven, duygu ve düşüncelerini

hal ve hareketleriyle dile getirebilen, ihanet eden bir varlık olarak zaman zaman

erkeğe kadını çağrıştırmıştır kedi…

Rivayetlere göre Nuh’un gemisine giren bir çift kedi ile başlayan insan kedi yakınlaşması, karşılıklı sevginin zamanla daha da artmasıyla ve insanoğlunun her daim evine konuk etmesiyle iyice pekişir. Artık ev halkından sayılan kedi, evin aç veya tok oluşunun temsilciliğine bile soyunur. Daha sonra Mısırlıların yüzlerce kedi mumyası ile medeniyetin temsilciliği misyonunu yüklenir.

 

Aralarındaki samimi bağa güvenen insanoğlu edebiyatta da bir misyon yükler kediye ve edebiyatta bir anlatım aracı olarak kullanılan en konuşkan canlılardan biri oluverir kedi.

Kedinin miyav sesinden başka terennümü olmamasına rağmen evrende bu ses kadar tefsir edilen ikinci bir hayvan sesi ve davranışı neredeyse yok gibidir. Yedi canlı olan bir mahlukun sabrı da sınırsız göründüğünden insanoğluna ne yapsa ne etse sadece bir miyavdır teşekkürü ve şikayeti bu kalender hayvanın.

Ayrıca, hicveden içinde hicvedilen için de sevimli geldiğinden fazla sorun da çıkarmamaktadır sonuçta.

 

Melih Cevdet Anday’ın dizelerinden kedilerin gerçekte neler söylemek istediğini anlamak için düşlerini bilmek gerektiği anlaşılıyor:

 

“Yattığı yerde başını kaldırıyor, Bir şey söylemek ister gibi ağzını açıyor, Ama hiç sesi çıkmıyor. Sonra düşünde konuşmak için uykuya dalıyor.”

 

 Makalemizin önceki bölümlerinde kedinin edebiyatta bir anlatım aracı olarak görülmesine çeşitli örnekler sunmaya çalışmıştık.

Bu bölümümüzde de kediyi bir anlatım aracı olarak kullanan şairlerin edebiyattaki kadın ve kedi benzetmelerine yer vererek Tevfik Fikret’ten bir örnek sunmaya çalışacağız.

 

Tüm dünya şiirinde yer aldığı gibi Türk şiirinde de pek çok şair tarafından kedi kadın ilişkisi kurulmuştur. Kedinin kucağınızda yatması, o yumuşak haliyle kadın yumuşaklığı arasında benzetmeler yapılmıştır. Sürekli ilgi bekleyen, seven, duygu ve düşüncelerini hal ve hareketleriyle dile getirebilen, ihanet eden bir varlık olarak zaman zaman erkeğe kadını çağrıştırmıştır kedi…

 

Charles Baudelaire’e sevdiği kadını hatırlatır:

 

“Parmaklarım başını, esnek sırtını, şöyle Dilediği gibi okşadığı an

Ve elim elektrikle gövdende coşkuyla

Haz ile gezindiği zaman

Kadınım gelir aklıma, bakışı andırıyor

Senin bakışlarını tatlı kedi

Derin ve soğuk, mızrak gibi kesiyor, yarıyor.

Tepeden tırnağa sevimli, ince

Bir hava, tehlikeli bir koku yüzüyor

Esmer teninin yöresinde.”


Kedinin sevimli mırıltıları Necip Fazıl Kısakürek’e özlediği bir kadının sıcaklığını çağrıştırır bir şiirinde:

 

“Kedim, ayak ucuma büzülmüş, uyumakta;

İplik iplik sarıyor sükutu bir yumakta,

Hırıl hırıl,

Hırıl hırıl…

Ne olurdu, bir kadın, elleri avucumda,

Bahsetse yaşamanın tadından

başucumda,

Mırıl mırıl,

Mırıl mırıl…”

 

Kedi Kitabı’yla bizlere söyleyecek fazla bir şey bırakmayan Gökhan Akçura; Ayşe Arman ile bir röportajında; “Erkekler, kadın özgür, hırçın, vefasız olunca kediyle kadın arasında benzerlik kuruyorlar.

Egemen erkek ideolojisinin kediye bakışı ile kadına bakışı aynı. Kadın kendine tabii olursa mesele yok, ama tırnaklarını çıkarırsa, arkasını dönüp giderse, şimdi beni okşama derse, yani kedileşirse durum değişiyor tabii.. O zaman kadın eşittir kedi yani…hırçınlık, huysuzluk, vefasızlık noktalarıdır. Yani ikisi de erkek hegomonyasına karşı çıktıkları anda karşıya konuluyor, beğenilmiyorlar.”

 

Tevfik Fikret’in kedisinin adını taşıyan “Zerrişte” şiiri, edebiyatta kedi ve kadın arasındaki ilişkinin sembollerinden biridir. Tevfik Fikret, kedi ve kadın arasındaki benzerliği

“Sevdiklerimin ben hepsinde bu tırnakları, hepsinde bu hali, hepsinde bu hırçın kedi simasını gördüm” dizeleriyle anlatır.

 

Şairin kedisinin adını taşıyan Zerrişte, Farsçada “sırma”, “altın tel” demektir. Tevfik Fikret’in şiirlerine aşina olanlar onun kedisi için Farsça bir kelime kullanmasını yadırgamayacaklardır. Ancak, Nurullah Ataç onun kedisi için Farsça bir kelime kullanmasını eleştirmiştir. Nurullah Ataç; “kediye koyduğu ada bakın? Türkçeyi o kadar hor görmüş adama biz de kalkıp büyük Türk şairi demişiz! Allah günahımızı affetsin!” demişti.

 

Tevfik Fikret diğer şiirlerinde olduğu gibi Zerrişte şiirinde de Arapça ve Farsça kelime ve yapıları çokça kullandığından şiiri; A. Muhip Dıranas’ın Tevfik Fikret’in “Rübâb-ı Şikeste” ve “Halûk’un Defteri” kitaplarından seçtiği şiirlerin dil içi çevirisini yaptığı 1975 yılında yayınlanan “Kırık Saz” kitabındaki şekliyle veriyoruz.


İ.Ethem Polat



Tevfik Fikret / ZERRİŞTE

 

“Yaz aşkına dair,” dediniz… İşte: çocukken

Gayet afacan bir kedi sevdim ki elimden

Bir dakka bırakmazdım; uyurken kucağımda

Ruhumdaki şefkat

Hep üstüne titrer; gece bazan yatağımda

Birlikte uyurduk. Bırakıp mektebe gitsem

Kalbimdeki özlem

Mutlak beni dikkatsiz eder, “hey koca sersem!”

İhtarı tokatlarla gürülderdi başımda.

Ben körkütük âşık,

Her kahra tahammülle severdim O yaşımda

Sevmekteki etken ve teselliyi bilirdim.

Herkes gibi, hatta

Bazan da sebepsiz yere ağlar, üzülürdüm.

Zerrişte, bu ismiydi onun, sanki haberli

Uğrun kederimden

Yaltaklanır, atlar, sürünür, okşatır, okşar

Sırf alsın için gönlümü bir çare bulurdu

Lakin üzerimden

Bir kez dağılıp gitti mi hüznüm, kurulurdu :

“Sayemde bu neşen” demek ister gibi mağrur;

Mağrur ve küçümser,

Başlardı vefasızlığa; ben bağlı ve güçsüz,

Her isteği, her hazzı ve her keyfine uymuş,

Bazan şaşaraktan,

Bazan kızaraktan; yine güçsüz, yine kanmış;

En şüpheli bir meylini görsem inanırdım;

Biçareliğimden;

Hep tırmalanır, tırmalanır, tırmalanırdım!..

“Yaz aşkına dair” dediniz… İşte misali :

Sevdiklerimin ben

Hepsinde bu tırnakları, hepsinde bu hali

Hepsinde bu hırçın kedi simasını gördüm…

Tüm zevkini sürdüm bu cehennem gibi ömrün.


Resim Galerisi
Share |

Yorum Ekle
Yorum Yapan :


Yorum İçerik :